12 Eylül Darbesi: Kemalizmin Yeni Biçimi ve Vesayet
Özgür-Der Başakşehir’deki programda 12 Eylül Darbesi, tanıklıklar ve değerlendirmeler eşliğinde Kemalist vesayetin kurumsallaşması yönüyle ele alındı.
Özgür-Der Başakşehir Şubesi, 2026-2027 faaliyet döneminin açılışını Adil Akkoyunlu’nun “Kemalizmin Yeni Biçimi: 12 Eylül Darbesi” başlıklı sunumuyla gerçekleştirdi. Hakan Sarıhan’ın yönettiği programda, darbe döneminde gözaltı, işkence ve cezaevi süreçlerinden geçen Akkoyunlu yaşadıklarını anlattı. Murat Yürükoğulları ile katılımcılar da 12 Eylül’ün anayasal, siyasal, eğitsel ve ideolojik sonuçlarını değerlendirdi.
12 Eylül Darbesi ve vesayet anlayışı
Hakan Sarıhan, 12 Eylül 1980 müdahalesinin parlamentoyu ve siyasi partileri tasfiye etmekle sınırlı kalmadığını; devlet-toplum ilişkilerinden eğitim sistemine, gençlik politikalarından toplumsal zihniyete kadar geniş bir alanı yeniden şekillendirdiğini belirtti. Sarıhan’a göre darbe, Kemalist devlet anlayışının yeni bir biçimde üretilmesini sağlarken 1982 Anayasası, Atatürk milliyetçiliğini, inkılapları ve vesayetçi yapıyı güvence altına alan temel kurumsal metin oldu.
Akkoyunlu, Ekin Yayınları tarafından gözden geçirilmiş yeni baskısı hazırlanan “Bir İslamcının 12 Eylül Hatıraları” kitabında yer alan tanıklıkların, dönemin baskı mekanizmalarını somut biçimde ortaya koyduğunu ifade etti. Malatya Hasırcılar köyünde öğretmenlik yaptığı sırada hukuki gerekçe gösterilmeden gözaltına alındığını ve ağır işkenceler gördüğünü anlatan Akkoyunlu, kendisinden Atatürk’ün izinde olduğunu söylemesinin istendiğini, bunun yerine “Ben Hazreti Muhammed’in izindeyim” dediğini aktardı.
Akkoyunlu, cezaevinde farklı siyasi görüşlerden mahkûmlarla yaşadığı deneyimleri de paylaştı. Elazığ 1800 Evler Cezaevi’nde aç bırakıldıkları dönemde yan koğuştaki genç mahkûmların yiyeceklerini kendileriyle paylaştığını, kendisinin de işkence nedeniyle ellerini kullanamayan bir mahkûmun bakımını üstlendiğini söyledi. Bu örneklerin, vicdan ve merhametin ideolojik ayrımların ötesinde bulunduğunu gösterdiğini vurguladı.
Devlet güdümlü din ve kurumsallaşan Kemalizm
Akkoyunlu, işkencecilerin gençleri siyasetten ve sorgulamaktan uzaklaştırıp yalnızca eğlenceye yönlendiren telkinlerde bulunduğunu belirterek 12 Eylül’ün apolitik ve dünyevileşmiş bir toplum oluşturmayı hedeflediğini savundu.
Murat Yürükoğulları ise 12 Eylül’ün sağ ve sol çatışmasını sona erdirdiği, dindarlara dokunmadığı yönündeki anlatının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Yürükoğulları, 12 Eylül sorgu odalarındaki vesayetçi anlayış ile 28 Şubat döneminde alınan MGK kararlarının aynı ideolojik zeminden beslendiğini ifade etti.
Yürükoğulları’na göre darbe yönetimi dini ortadan kaldırmak yerine onu devlet denetimine almayı amaçladı. Kenan Evren’in mitinglerde ayet ve hadisler okuması ile okullarda din derslerinin zorunlu hale getirilmesi, bağımsız İslami bilinci bastırarak devlete bağlı ve itaatkâr bir dindarlık üretme politikası olarak değerlendirildi.
Programda ayrıca eğitim ve hukuk alanında Atatürkçülüğün kurumsallaştırıldığı belirtildi. Ders kitaplarına Atatürkçülük içerikleri eklenmesi, okullara Atatürk büstü konulmasının zorunlu tutulması, üniversitelerde Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersinin dayatılması ve 1982 Anayasası’yla Atatürk milliyetçiliğinin devletin temel niteliği haline getirilmesi bu sürecin başlıca adımları arasında gösterildi. İslami kimliğiyle bilinen kamu görevlilerinin de takip, sürgün, sicil bozma ve tutuklama uygulamalarıyla karşılaştığı ifade edildi.
Konuşmacılar, darbeciler yargılanmış olsa da 12 Eylül döneminde oluşturulan vesayet kurumlarının, eğitim düzenlemelerinin ve ideolojik dayatmaların önemli bölümünün sürdüğünü belirterek Türkiye’nin vesayetçi mirası reddeden, sivil ve adil bir anayasal düzene ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Başakşehir Özgür-Der’in ekim ayındaki bir sonraki müzakere programında “Barış ya da Terörsüz Türkiye Sürecinin Önündeki Engeller” başlığı Aydın Ünal’ın katılımıyla ele alınacak. Programda Mehmet Alagöz ve İhsan Deniz de müzakereci olarak yer alacak.




