28 Şubat’ın Karanlık Günlerinde Yaşanan Zulümler

28 Şubat sürecinde yaşanan zulümler ve başörtüsüyle ilgili anılar, o karanlık günleri yeniden hatırlatıyor.

28 Şubat süreci, başörtülü öğrencilerin yaşadığı ciddi baskılarla doluydu. O dönem, başörtüsü takan arkadaşlarımızın, FETÖ ile bağlantılı olan bazı ablalarının etkisiyle bizlerle olan iletişimlerini kesmeleri ve bazı hocalarının “Başörtüsü teferruattır” diyerek fetva vermeleri, bizleri derinden yaraladı. Bu süreçte, başörtülü olduğumuz için sınıf arkadaşlarımızdan bile destek göremediğimiz zamanlar oldu; en son başörtülü olduğumuz için sınıftan atıldığımızda, yanımızda olanlar komünist ve solcu arkadaşlarımızdı.

1998 yılında üniversiteye kabul edilen bir öğrenci olarak, başımı açmadığım için kaydımın alınmadığı ve bu sebeple okuldan atıldığım günleri asla unutmayacağım. O dönem, 48 yaşına geldiğimde bile hafızamda yer eden öğrenci numaram, bana yarım kalan hayallerimi hatırlatıyor. Üniversiteye girdiğimde, başörtülü olduğum için hocalardan azar işitmek, tehditler almak ve tutanaklarla karşılaşmak, o günlerin sıradan bir parçasıydı. Dekan hanımın, sadece 6 başörtülü öğrenci olduğumuzu yüzümüze haykırdığı günler, bu baskının ne denli acımasız olduğunu gösteriyordu.

O günlerde, başörtüsü nedeniyle maruz kaldığımız ayrımcılıklar, sadece okulumuzda değil, sosyal çevremizde de kendini gösterdi. “Bende namaz kılıyorum ama otoriteye boyun eğmemiz lazım!” diyen sözde dindar hocaların baskısı altında kalmak, bizleri daha da yalnızlaştırıyordu. Komşumuz emekli öğretmen, geleceğimizi yakmakla suçlarken, bizler sadece Allah’ın emrine uymak için mücadele ediyorduk. O dönemde birçok hoca, “Başınızı açabilirsiniz ya da peruk takarak okuyabilirsiniz” gibi fetvalar vererek bizleri daha da zor bir duruma sokuyordu.

Bu baskılar altında, İslami şuur ve bilincimi korumak için bir hocama yazdığım mektup, o günlerdeki duygularımı ifade etmemde önemli bir rol oynadı. Hayallerimin öğretmenlik olduğunu belirtip, başörtülü olarak eğitim alamadığımızı anlattığım mektubuma, hocamın verdiği cevap, bana umut ışığı oldu. “Sizler belki bu dünyada diplomalarınızı alamayacaksınız ama huzuru mahşerde peygamber efendimizin elinden alacaksınız” diyerek, bizlere cesaret verdi. O günlerden yıllar sonra, farklı bir üniversiteden mezun olabilmiş olsam da, birçok çocuğa İslam’ın değerlerini öğretme fırsatı buldum. Şimdi, o tohumların filizlenip meyve vermesine tanıklık etmek, beni son derece mutlu ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu