Türkiye’nin İstikamet Arayışında Eğitim Politikasının Rolü
Eğitim politikalarının heterojenliği Türkiye’nin istikamet arayışında nasıl bir etki yaratıyor?
İnsan ve Değer Vakfı’nın dijital platformda yayımladığı ANLAM ve DEĞER Dergisinin 6. sayısında, “Türkiye’nin İstikamet Arayışı” başlığı altında Hamza TÜRKMEN ile yapılan söyleşinin dördüncü kısmını sizlere sunuyoruz.
Soru: Türkiye’nin istikamet arayışında 28 Şubat sonrası süreçlerin evrildiği noktada İslamcılık nasıl konumlanmalıdır?
Cevap: İslamcılığın 28 Şubat sonrası dönemdeki konumunu belirlemek için, geçmişin bugüne bıraktığı izlere kısaca göz atmak önemlidir.
İslamcılık, Türkiye’yi öz değerleriyle buluşturma, toplumu yeniden İslamileştirme ve İslam’ı yaşanılır kılma çabaları olarak tanımlanabilir. Türk veya Atatürk İnkılaplarının uyguladığı sindirme politikalarına rağmen, İslam’ın yaşamın her alanını kapsadığını savunan ıslah, ihya ve inşa çizgisi, 1970’li yılların ortalarında yüksek öğrenim gören gençler tarafından yeniden kamuoyuna taşınmaya başlandı.
1970-80 yıllarında, ıslah ve ihya hareketlerinin birikiminden beslenen İslami gençlik, yayıncılık alanında telif ve çeviri eserlerle kendini geliştirmeye çalıştı. Bu süreçte, İslami özgünlüğü yakalama çabasıyla, yaşanan fikri ve ameli sorunlar arasında köprü kurmaya yönelik adımlar atıldı. İslami bilinçlenme yolunda ilerleme kaydedilmiş olsa da, bu sürecin öncülerinin henüz tam anlamıyla ortaya çıkmadığı görülüyordu. Ancak, 1985-1995 yılları arasında, İslamcılığın inisiyatif alarak kendini gösterdiği en kritik dönemler yaşandı.
Yazının Devamı >>>




