Trump’ın İran Saldırısı Avrupa’yı Karar Alma Sürecinden Dışladı

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları, Avrupa’nın karar alma mekanizmalarını etkisiz hale getirdi.

ABD ve İsrail’in İran şehirlerine yönelik gerçekleştirdiği yoğun bombardıman, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana uluslararası ilişkilerdeki geleneksel diplomatik normları ciddi şekilde sarstı. Bu durum, Avrupalı müttefikleri krizin merkezinden uzaklaştırarak marjinal bir konuma itti. New York Times’ta yayımlanan bir analize göre, Avrupa ülkeleri, olayların seyrini etkileme yetisinden yoksun kalırken, güvenlik ve savunma çıkarlarını koruma çabası içerisine girdi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “Trump, Avrupa’nın yapamadığını yapıyor” diyerek bir tür acziyet itirafında bulunurken, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bu saldırıları bölge istikrarını tehdit eden “kabul edilemez bir tırmanış” olarak değerlendirdi.

Gözlemciler, Trump’ın bu askeri müdahalesinin uluslararası arenada tehlikeli bir emsal oluşturabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. ABD’nin tek taraflı müdahalesinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin lideri Şi Cinping tarafından Ukrayna veya Tayvan politikalarını meşrulaştırmak için bir bahane olarak kullanılabileceği ifade ediliyor. Avrupa, bu yeni dünya düzeninde ilkelerini korumakla hayati çıkarlarını savunmak arasında bir ikilemde kalmış durumda. Birçok Avrupalı lider, Hamaney’in tasfiyesini gizlice memnuniyetle karşılasalar da, operasyonun hukuki belirsizlikleri ve sonuçlarının öngörülemezliği kıtanın genelinde derin bir kaygı yaratıyor.

İngiltere, ABD ile olan “özel ilişkisi” nedeniyle Avrupa içinde en hassas konumda bulunan ülke olarak dikkat çekiyor. Londra yönetimi, ABD’ye askeri üslerini kullanma izni vererek dolaylı yoldan çatışmanın bir parçası haline geldi. Başbakan Keir Starmer, bu adımın “sınırlı ve savunma amaçlı” olduğunu savunsa da, İngiliz güçlerinin bölgedeki varlığı İran’ın olası misilleme hedefleri arasında üst sıralara çıkmış durumda. İngiltere, Typhon savaş uçaklarıyla füzeleri ve insansız hava araçlarını havada imha ederek, hatta Irak ve Katar’daki üslerine yönelen İran dronlarını düşürerek askeri faaliyetlerini artırdı.

Le Monde gazetesinin haberine göre, birkaç gün süren sessizliğin ardından Avrupa ülkeleri daha net bir tutum sergilemeye başladı. Yayınlanan ortak bildiride, İran’ın misilleme saldırıları “ayrım gözetmeyen ve orantısız” olarak tanımlanırken, bölgedeki sivil ve askeri varlıkların korunması gerektiği vurgulandı. Ancak Almanya, Fransa ve İngiltere, askeri rollerinin yalnızca “belirlenmiş savunma hedefleriyle” sınırlı kalacağını belirtti. Avrupalı güçler, ABD ile koordinasyonu sürdürse de, İran topraklarına doğrudan bir saldırı gerçekleştirmekten kaçınarak uluslararası hukuk çerçevesinde kalmaya çalışıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu