Son Teşrik Tekbiri: Bayramın Anlamı ve Sorumluluklarımız
Son teşrik tekbiri ile birlikte bayramın anlamı ve bizden beklenen sorumluluklar üzerine düşünmeliyiz.
Bugün ikindi namazıyla birlikte son teşrik tekbirini getirecek ve bir Kurban Bayramı’nı daha geride bırakacağız. Dillerimizden yükselen “Allahu Ekber” nidaları sona ererken, asıl sorgulamamız gereken konu, bayramın bize ne kattığıdır. Bu bayramdan ne aldık ve daha da önemlisi, bayramın bizden beklediği kulluk, kardeşlik ve sorumluluk bilincini ne ölçüde hayatımıza taşıyabildik?
Bayramlar, takvim yapraklarına sıkıştırılmış birkaç günlük tatillerden ibaret değildir. Bu özel günler, ümmet olma bilincinin yeniden canlandığı, kalpler arasındaki duvarların yıkıldığı ve kardeşliğin yeniden inşa edildiği önemli zaman dilimleridir. Kur’an-ı Kerim’de, “Ancak müminler kardeştir” buyurulmaktadır. Ancak bayram boyunca milyonlarca Müslüman aynı kıbleye yönelmesine rağmen, kardeşlik iklimini ne kadar yaşayabildiğimiz tartışma konusudur.
Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar acı çekiyor. Gazze’de çocuklar açlık, bombalar ve ölümle mücadele ederken, Doğu Türkistan, Arakan, Sudan, Yemen gibi birçok mazlum coğrafyada insanlar hayatta kalma savaşı vermektedir. Eğer bayramlar bizi bu acılar karşısında harekete geçirmiyorsa, eğer bayramlar ümmetin yaralarına karşı duyarlılığımızı artırmıyorsa ve sadece yeni elbiseler, zengin sofralar ve birkaç gün süren tatil planlarıyla sınırlı kalıyorsa, o zaman bayramların ruhunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız demektir.
Çünkü bayramı bayram yapan şey yalnızca kurban kesmek değildir; paylaşmak, hatırlamak, kucaklaşmak, dertleşmek ve kardeşinin derdiyle hemhal olmaktır. Ne yazık ki modern yaşamın hızında bayramlar da değişime uğramıştır. Eskiden bayram denildiğinde akla gelen ana baba ziyaretleri, büyüklerin ellerinin öpülmesi, akrabaların dolaşılması ve komşuların ziyaret edilmesi gibi gelenekler, günümüzde tatil rezervasyonlarıyla şekillenmektedir. Bu durum, aile bağlarını zayıflatmakta ve bayramlaşmaları birkaç saniyelik telefon mesajlarına veya sosyal medya paylaşımlarına indirgemektedir.
Kurban Bayramı’nın bize öğrettiği en önemli gerçeklerden biri fedakârlıktır. Hz. İbrahim’in teslimiyeti ve Hz. İsmail’in sadakati, her çağın insanına yol gösteren bir ahlak dersidir. Fedakârlığın unutulduğu, paylaşmanın azaldığı ve kardeşliğin zayıfladığı bir toplumda bayramlar şeklen devam etse bile ruhen eksilmeye başlar. Bugün son teşrik tekbirini getirirken kendimize şu soruları sormalıyız: Gazze için ne yaptık? Mazlumlar için hangi adımı attık? Kırgın olduğumuz kaç insanla barıştık? Kaç yetimin başını okşadık? Kaç yoksulun sofrasına katkıda bulunduk? Kaç anne ve babanın gönlünü aldık?
Çünkü bayramlar gelip geçer; ancak bayramların bize yüklediği sorumluluklar baki kalır. Şimdi bir bayramı daha uğurluyoruz. Dileriz ki geride yalnızca kesilmiş kurbanlar değil, arınmış kalpler de bırakmış olalım. Dileriz ki son teşrik tekbiriyle birlikte sona eren yalnızca bayram günleri değil, kardeşlik, dayanışma, merhamet ve ümmet bilinci olsun. Ve dileriz ki gelecek bayramlara, birbirinden uzaklaşmış Müslüman topluluklar olarak değil; aynı acıya üzülen, aynı sevince ortak olan ve aynı kıble etrafında kenetlenmiş gerçek kardeşler olarak ulaşabilelim. Çünkü bayramlar geçer, fakat ümmet olma sorumluluğu asla sona ermez.




