Gökhan Özcan: Cehalet ve Özgüvenin Çarpık İlişkisi
Gökhan Özcan, sosyal medya çağında cehaletin özgüven kaynağı haline geldiğini vurguluyor.
Gökhan Özcan, Yeni Şafak’taki köşesinde, sosyal medya ile birlikte cehaletin özgüven sağladığına dikkat çekiyor. Özcan, insanların sadece seslerini kullanarak her konuda konuşabileceklerine inandıklarını, ancak bilgi sahibi olmanın emek gerektirdiğini bildikleri için bazı kişilerin sessiz kaldığını ifade ediyor. Bu durum, günümüzde pek fazla görünmeyen akil insanların sayısının azalmasıyla daha da belirginleşiyor. Sonuç olarak, sosyal medya platformlarında bir tür ‘körler sağırlar birbirini ağırlar’ durumu yaşanıyor.
İhtisas, günümüzde yeterince önemsenmeyen bir kavram haline geldi. İhtisas sahibi olan bireyler, bir alanda derin bilgi ve deneyim sahibi olmalarının yanı sıra, bu bilgilerin sınırlarını da iyi bilirlerdi. Ancak teknolojinin sağladığı yeni medya araçları, herkese serbestçe konuşma ve yazma fırsatı sundu. Bu durum, herkesin aklına geleni söyleme cesaretini göstermesine yol açtı. İhtisas sahiplerinin sesinin kısıldığı bir ortamda, sosyal medya patronları için herkesin düşüncesini dile getirmesi yeterince kârlı bir durum haline geldi. İnsanlar, söyledikçe kendi yeterliliklerine inanmaya başladı ve bu durum özgüvenlerini artırdı. Ancak bu süreç, karşıt görüşlerin daha da seslendirilmesine ve çatışmaların artmasına neden oldu, bu da medya pazarının büyümesine yol açtı.
Bu ortamda en fazla dikkat çekenler, toplumda tanınan bireyler oldu. Gerçek bir uzmanlık alanına sahip olanlar, bu itibarlarını başka konularda da yaymaya çalıştılar. Örneğin, müzik yeteneği olan pop yıldızları toplumsal meselelerde söz sahibi olmaya çalışırken, tıp alanında uzman olan doktorlar, sağlık konularında yetki sahibi olduklarını düşündüler. Bu durum, toplumda bilgi kirliliğine yol açarak, gerçekten konulara hâkim olan seslerin duyulmaz hale gelmesine neden oldu.
Alexis Carrel, ünlü eseri ‘İnsan Denen Meçhul’de, bir uzmanın kendisini öne çıkarmasının tehlikelerine dikkat çekiyor. Bilim insanlarının, bir alandaki bilgilerini diğer alanlara da yayma eğiliminde olduklarını belirtiyor. Bu durum, insanlığın gelişimine katkıda bulunurken, diğer alanlarda ilerlemeyi geciktirebiliyor. Bilgelik, bilmediğini kabul etmek ve yalnızca gerekli bilgileri paylaşmakla ilgilidir. Ancak günümüzde, bilmediğini bilmeyenlerin etkileşimde bulunması, bu durumu normalleştirmiştir. Dinleyiciler, bilmediğini bilmeyen birini dinlerken, aynı zamanda kendileri de başka konularda bilgi sahibi olmadıkları halde konuşma cesareti gösteriyorlar.




