İran’dan BM’ye Uyarı: ABD’nin Askeri Tehditlerine Cevap
İran, BM’ye gönderdiği mektupta ABD’nin askeri tehditlerine dikkat çekerek olası sonuçları vurguladı.
İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki Daimi Temsilcisi Amir Saeid Iravani, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir mektup göndererek, ABD’li yetkililerin artan askeri güç kullanma tehditlerine dikkat çekti. Bu mektup, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olası bir askeri müdahalede Diego Garcia Üssü ile İngiltere’deki Fairford Hava Üssü’nün kullanılabileceğine dair açıklamalarının ardından iletildi.
İravani, mektubunda, “Size ve Güvenlik Konseyi üyelerine, ABD’li yetkililerin güç kullanma yönündeki sürekli tehditlerine acil dikkat çekmek amacıyla yeniden yazıyorum” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı’nın bu açıklamalarının “sıradan siyasi söylem” olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan İranlı temsilci, bu sözlerin bölgede askeri bir saldırı riskini artırdığını ve bunun sonuçlarının “bölge için yıkıcı, uluslararası barış ve güvenlik için ise ciddi bir tehdit” oluşturduğunu belirtti.
İran’ın bölgesel durumun “kırılgan” olduğunu ifade eden İravani, ABD’nin devam eden askeri hareketliliğinin gerilimi tırmandırma olasılığını artırdığını dile getirdi. Tahran yönetiminin gerilim ya da savaş arayışında olmadığını ve herhangi bir askeri eylemi başlatmayacağını belirten İravani, İran’ın Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını kullanacağını ifade etti. Olası bir çatışmanın tüm “beklenmedik sonuçlarından” ABD’nin “tam ve doğrudan sorumlu” olacağını da ekledi.
Mektupta ayrıca İran’ın BM Şartı ilkelerine ve diplomatik çözüm yollarına bağlılığını yineleyerek, Washington ile yürütülen nükleer müzakerelere “yapıcı, ciddi ve iyi niyetli” bir şekilde katıldığını belirtti. Tahran, barışçıl nükleer programına ilişkin endişelerin giderilmesi ve kendisine uygulanan “tek taraflı, yasa dışı ve insanlık dışı” yaptırımların tamamen ve doğrulanabilir biçimde kaldırılması talebini yineledi. İran, “kalıcı ve dengeli bir çözümün” mümkün olduğunu, ancak bunun ABD’nin de aynı ciddiyetle hareket etmesi ve uluslararası hukuka gerçek anlamda saygı göstermesi halinde sağlanabileceğini vurguladı.




