Fransa’da Ramazan Boykotu: İsrail Hurmasına Dikkat
Fransa’da sivil toplum kuruluşları, Ramazan’da İsrail menşeli hurmalara karşı boykot çağrısı yapıyor.
Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Fransa merkezli Euro-Palestine derneği, işgal altındaki Filistin topraklarında üretilen İsrail hurmalarına karşı geniş çaplı bir boykot çağrısı yaptı. Dernek, bu ürünlerin menşeini gizlemek amacıyla İsrail firmalarının sistematik bir “ticari yanıltma” stratejisi izlediğini belirterek tüketicileri uyardı.
Dernek Başkanı Olivia Zémor, marketlerde “Medjool” markasıyla satılan hurmaların çoğunun yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinden geldiğini ifade etti. Zémor, bazı paketlerde üretim yeri olarak Ürdün veya Fas yazıldığını, ancak bu ürünlerin gerçekte işgalci rejime ait olduğunu vurguladı. Ayrıca, Fransız ve Avrupa yasalarının tüketicilere ürünlerin gerçek menşei hakkında şeffaf bilgi verilmesini zorunlu kıldığını hatırlattı.
Fransız insan hakları aktivisti Bernard Verla, 2015 yılında yürürlüğe giren Avrupa Birliği düzenlemesinin, işgal altındaki topraklarda üretilen ürünlerin üzerine “İşgal Altındaki Filistin Toprakları” ibaresinin yazılmasını zorunlu kıldığını belirtti. Verla, yalnızca İsrail’e ait olan “729” barkodunun bulunmasının yasal gereklilikleri karşılamadığını ve bu durumun ciddi bir ticari ihlal oluşturduğunu ifade etti.
Bernard Verla: “Ramazan ayında sömürgeci yerleşimlerin ürünlerini satmak, bir soykırımın finansmanına ortak olmaktır. İşgal rejimi Filistinlilerin suyunu çalarak bu hurmaları yetiştiriyor ve en büyük alıcılar Fransa ve İngiltere.”
Boykot hareketinin (BDS) desteklediği çalışmalar çerçevesinde, Fransa genelindeki gönüllüler büyük marketlerde saha çalışmaları yürütüyor. Bu gönüllüler, tüketicilere İsrail hurmalarını nasıl ayırt edeceklerini anlatıyor ve güvenilir alternatiflere yönlendirme yapıyor. Aktivistler, bu ticaretin sadece ekonomik bir kazanç olmadığını, aynı zamanda Filistin tarımını yok ederek toprağın ve suyun gasp edilmesini kalıcı hale getirdiğini savunuyor.
Belçika gibi komşu ülkelerdeki sendikalar da işgal rejimiyle bağlantılı sevkiyatları reddetme çağrısı yaparken, Avrupa genelinde bu ticari faaliyetlerin “uluslararası hukukun ihlali” olduğu bilinci giderek yaygınlaşıyor.




