Prof. Marc Lynch: Gazze ve Tahran, ABD’nin Hegemonyasına Darbe Vurdu
Prof. Marc Lynch, Gazze ve İran’daki gelişmelerin ABD’nin Ortadoğu’daki stratejik düzenine ağır darbe vurduğunu belirtti.
İslami Analiz / Haber Merkezi
George Washington Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Marc Lynch, Foreign Affairs dergisinde yayımlanan yazısında, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in yaşadığı stratejik yenilgilerin, Orta Doğu’daki düzenin çöküşüne neden olduğunu ifade etti.
Profesör Lynch, İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü yıkım savaşının ve ABD-İsrail ittifakının İran’a karşı yaşadığı askeri başarısızlıkların, Amerikan hegemonyasına ciddi zararlar verdiğini belirtti. Lynch, bu olayların sıradan krizler olmaktan çıkıp, Amerikan Ortadoğusu’na ölümcül bir darbe indirdiğini vurguladı.
“İsrail’in Gazze’deki yıkımı ve ABD ile İsrail’in İran’daki savaşı, bu döngüde sadece bir başka bölüm gibi görünse de, aslında Amerikan hegemonyasına ağır bir darbe vurdu.”
Washington’un işgalci rejime verdiği destek, ABD’nin insan hakları konusundaki iddialarını sorgulatırken, Lynch, özellikle Başkan Joe Biden döneminde bu desteğin, ABD’nin ahlaki otoritesini tamamen zayıflattığını ifade etti. Ayrıca, İran karşısındaki hezimetin, Amerikan ordusunun gücüne dair yanılsamaları da yerle bir ettiğini belirtti.
İsrail’in yıllardır arkasına saklandığı Amerikan güvenlik kalkanının, askeri kapasitesini abartmasına yol açtığını dile getiren Lynch, 1973’ten bu yana kendisiyle denk bir tehdit ile karşılaşmayan İsrail’in, İran ve Direniş güçlerinin potansiyelini yanlış değerlendirdiğini vurguladı. 7 Ekim saldırılarının ardından, bu stratejik körlüğün sona erdiğini belirten Lynch, İsrail’in tepkisinin askeri gerilimi artırmak yönünde olduğunu kaydetti.
“İsrail, 1973’ten bu yana gerçek bir tehdit ile karşılaşmadı; bu da İran’a saldırmanın zorluğunu hafife almasına neden oldu. Ancak 7 Ekim saldırıları bu rehaveti sona erdirdi.”
Lynch, Siyonist kibrin aldığı ağır yaraların, Tel Aviv’i mantıklı bir strateji izlemekten ziyade, bölgesel bir savaşı körükleyen bir aktöre dönüştürdüğünü ifade etti. 2003 Irak işgalinde olduğu gibi, bu savaşın mimarlarının da askeri gücün potansiyelini abarttıklarını belirtti.
Biden ve Trump yönetimlerinin, Filistin meselesinin işbirlikçi Arap elitleri üzerinden çözülebileceği yanılgısına düştüğünü ifade eden Lynch, bu yaklaşımın, sahadaki direniş gerçekliği ile çeliştiğini belirtti. Washington’un bu körlüğünü şu şekilde özetledi:
“Biden ve Trump dönemindeki Amerikalı yetkililer, İsrail’in Gazze’deki savaşının etkilerini yeterince değerlendiremediler. Bölgedeki liderlerin görüşlerinin önemli olduğunu düşünürken, Filistinlileri unuttuklarını fark etmediler.”
Lynch, ABD’nin Körfez’deki müttefiklerini İran saldırılarından koruyamaması ve Hürmüz Boğazı’nı güvence altına alamamasının, bölgedeki askeri üslerin meşruiyetini zayıflattığını belirtti. Ayrıca, İbrahim Anlaşmaları ile normalleşme sürecine giren BAE ve Bahreyn gibi ülkelerin, bu durumdan olumsuz etkilendiğine dikkat çekti.
“Körfez liderleri, Amerika’nın tercihlerini hiçe sayması ve acizliğinin açığa çıkması karşısında şok oldular. ABD’nin sunduğu güvenlik mutabakatı çöktü ve yeniden inşa edilmesi zor olacak.”
Profesör Lynch, Ortadoğu’da Amerikan üstünlüğünün yerini kalıcı bir çöküşe, Siyonist kibrin ise stratejik bir varoluş krizine bıraktığını ifade etti. Bu durumun, 1991’den bu yana süregelen bölgesel düzenin sonunu getirdiğini vurguladı.
“Amerikan Ortadoğusu artık miadını doldurdu. 1991’den bu yana süren düzen, ABD-İsrail’in İran ile savaşının birçok kurbanından biri oldu.”
Sonuç olarak, Batılı karar alıcıların askeri teknolojilere duyduğu aşırı güvenin, sahadaki gerçeklik karşısında paramparça olduğunu belirten Lynch, İran’a yönelik kuşatma ve yaptırım politikalarının başarısızlığını vurguladı. Yaşanan stratejik hezimet, 1956’da İngiliz ve Fransız sömürgeciliğinin sonunu getiren dönüm noktasına benzetildi.
“İran savaşından Washington’ın ‘Süveyş anı’ olarak bahsetmek sıradanlaştı. Amerikan gücüne dair uzun zamandır biriken şüpheler artık kırılma noktasını geçti.”




