40 Yaş Üstü Gebeliklerde Artış! Prof. Dr. Boynukalın Uyarıyor
40 yaş üstü gebeliklerdeki artışı değerlendiren Prof. Dr. Kübra Boynukalın, biyolojik gerçeklere dikkat çekiyor.
Günümüzde kadınların anne olma yaşını ertelemesi, 40 yaş ve üzeri gebeliklerde belirgin bir artışa yol açtı. Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Kübra Boynukalın, gelişen yardımcı üreme teknolojilerinin anne adaylarına sunduğu imkanları değerlendirirken, bu durumun biyolojik doğurganlık yaşının uzadığı anlamına gelmediği konusunda önemli bir uyarıda bulundu.
Prof. Dr. Boynukalın, “İleri yaşlarda kromozomal olarak normal olmayan yumurtaların oranı artmakta, bu da döllenme sonrası sağlıklı embriyo gelişme ihtimalini azaltmaktadır. Bu durum, embriyonun rahme tutunamaması veya gebeliğin düşükle sonuçlanma riskini artırmaktadır. Dolayısıyla 40 yaşından sonra gebelik elde etmenin yanı sıra, gebeliğin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi de büyük önem taşımaktadır. Yumurtalık rezervi ile yumurta kalitesinin farklı kavramlar olduğunu özellikle belirtmek gerekir. AMH testi ve ultrasonografideki antral folikül sayısı, yumurtalık rezervi hakkında bilgi verirken, bu testler tek başına yumurta kalitesini göstermez,” dedi.
Yumurta kalitesinin yaşla ilişkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Boynukalın, “Bu nedenle 40 yaş ve üzerindeki kadınların gebelik planlarını ertelememeleri ve bir üreme sağlığı uzmanına danışmaları önemlidir,” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Boynukalın, “40 yaşından sonra gebelik oluştuğunda anne adaylarının en büyük endişelerinden biri gebeliğin riskli olup olmayacağıdır. Ancak ileri yaş gebeliğini ‘mutlaka sorun yaşanacak bir gebelik’ olarak değerlendirmek doğru değildir. Sağlıklı bir gebelik ve doğum mümkündür. Ancak bazı komplikasyonların görülme olasılığı yaşla birlikte arttığı için gebelik sürecinin daha yakından ve kişiye özel takip edilmesi gerekmektedir. Anne adaylarında gebelik şekeri, hipertansiyon ve preeklampsi gibi durumların görülme ihtimali artabilir. Sezaryen doğum ve bazı plasental problemler de daha sık görülebilir. Ayrıca yaş ilerledikçe hipertansiyon, diyabet ve tiroid hastalıkları gibi gebeliği etkileyebilecek kronik hastalıkların görülme olasılığı da artmaktadır. Bebek açısından ise kromozomal anomaliler, düşük, erken doğum ve büyüme problemleri gibi olumsuz gebelik sonuçları açısından risk artışı söz konusudur. Ancak bu risklerin artması, mutlaka bir komplikasyon yaşanacağı anlamına gelmez. Önemli olan, riskleri gebelik başlamadan önce belirlemek ve mümkün olanları azaltmaktır,” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Boynukalın, 40 yaş ve üzerindeki kadınların gebelik planlamasının gebelik öncesinde başlaması gerektiğini vurguladı. “Anne adayının tansiyonu, kan şekeri, kilosu, tiroid fonksiyonları ve mevcut kronik hastalıkları değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda mevcut hastalıkların gebelik öncesinde kontrol altına alınması önemlidir. Sigara ve alkolden uzak durulması, sağlıklı kiloya ulaşılması, dengeli beslenme ve gebelik öncesinde folik asit kullanılması, gebelik sürecine hazırlığın önemli parçalarıdır. Gebelik gerçekleştiğinde ise anne adayının kişisel risklerine göre bir takip planı oluşturulmalı; uygun prenatal genetik taramalar ve ayrıntılı ultrasonografik değerlendirmeler zamanında yapılmalıdır. Burada amacımız, ileri yaş gebelikleri konusunda kadınları endişelendirmek değil, bilinçlendirmek ve doğru zamanda doğru adımları atmalarını sağlamaktır,” dedi.
Prof. Dr. Boynukalın, toplumsal değişimlerin 40 yaş ve üzerindeki gebeliklerin gelecekte daha da artmasına neden olabileceğini belirtti. “Kadınların eğitim ve kariyer süreçlerinin uzaması, evlilik yaşının yükselmesi, ekonomik koşullar ve çocuk sahibi olma kararının ertelenmesi, bu artışın devamında etkili olacaktır. Ayrıca yardımcı üreme teknolojilerindeki gelişmeler de bu durumu destekleyecektir. Burada önemli bir toplumsal farkındalık oluşturmak gerekmektedir. Tıp ilerliyor, tedavi seçenekleri artıyor; ancak yumurtalıkların biyolojik yaşlanması devam ediyor. Tüp bebek teknolojileri gebelik elde etme konusunda önemli imkanlar sunsa da yaşın yumurta kalitesi üzerindeki etkisini tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle kadınların çocuk sahibi olmayı erteleme kararı vermeleri halinde doğurganlığın yaşla birlikte nasıl değiştiği konusunda önceden bilgi sahibi olmaları büyük önem taşımaktadır. Kadının ne zaman anne olacağı tamamen kişisel bir karardır. Biz hekimlere düşen ise kadınların bu kararı verirken biyolojik gerçekleri, olası riskleri ve sahip oldukları seçenekleri bilmelerini sağlamaktır,” şeklinde konuştu.




