Mısır, F-35 Yerine Türk KAAN Savaş Uçağını Seçiyor
Mısır, Türkiye ile normalleşme sürecinde KAAN savaş uçağını envanterine katmayı değerlendiriyor.
Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik normalleşme süreci, 13 yıl aradan sonra savunma sanayisine de yansımaya başladı. Türk mühendisliğinin eseri olan 5’inci nesil savaş uçağı KAAN, Mısır’ın yeni savunma stratejisinin merkezinde yer alıyor. Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından tamamen yerli imkanlarla geliştirilen KAAN, dünya genelinde olduğu gibi bölgedeki ülkelerin envanter planlarında da önemli bir konuma yükseldi. Yabancı kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Mısır Hava Kuvvetleri, modernizasyon stratejisi çerçevesinde KAAN’ı envanterine katmayı ciddi şekilde değerlendiriyor.
Mısır’ın KAAN’a olan ilgisi, Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği bağımsızlık modeline dayanıyor. Batı ülkelerinden F-35 gibi yüksek teknolojiye sahip platformları temin etme konusunda yaşadığı zorluklar nedeniyle Kahire yönetimi, askeri bağımsızlığını kazanmak amacıyla Türkiye’ye yönelmiş durumda. Radara yakalanma olasılığı düşük (stealth) teknolojisiyle donatılan KAAN, Mısır için hem Washington hem de Moskova’nın etkisinden kurtulma anlamına geliyor.
Kahire’nin masaya getirdiği teklif yalnızca uçağın satın alınmasıyla sınırlı kalmıyor. Mısır, KAAN’ın bazı kritik bileşenlerinin kendi topraklarında üretilmesi, montaj hatlarının kurulması ve uzun vadeli teknoloji transferini içeren geniş kapsamlı bir endüstriyel iş birliği paketi üzerinde de görüşmeler yapıyor.
Ankara’daki yetkililer, bu potansiyel ortaklığın KAAN projesinin finansal yükünü hafifleteceğini ve seri üretim maliyetlerini önemli ölçüde düşüreceğini düşünüyor. KAAN’ın uluslararası pazara bu ölçekte açılması, Türkiye’nin küresel savunma ekosistemindeki rolünü pekiştirecek ve Türk savunma sanayisini dünya çapında önemli bir aktör haline getirecek.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Mısır’ı Türkiye’ye karşı bir denge unsuru olarak kullanma stratejisi, bu gelişmeyle birlikte geçersiz hale gelmiş durumda. Mısır’ın hava sahasını Türk mühendisliğine emanet etme konusunu tartışması, iki ülke arasındaki eski güven bunalımının aşıldığını ve Ankara’nın bölgesel liderliğinin Kahire tarafından kabul edildiğini gösteriyor.




