Fahri Aral’ın Filistin Üzerine Eleştirileri ve Yanlış Anlamalar

Fahri Aral, Filistin direnişini eleştirirken tarihsel bağlamdan kopuk bir değerlendirme yapıyor.

HAKSÖZ HABER

Yayıncı ve editör Fahri Aral, K24 kitap platformunda yazdığı makalelerde İslamcılar ve Türkiye’nin dış politikası hakkında ilginç yorumlar yapıyor. Son yazısı, kuzeni fotoğrafçı Coşkun Aral’ın Kronik Kitap’tan yayımlanan anı kitabı “İmkânsız Coğrafyalar” üzerine oldu.

Aral, “İmkânsızın Peşinde” başlıklı yazısında, “Kitapta özellikle Filistin’in mücadelesiyle ilgili tarihî bilgiler ve sorunun temeline inen ayrıntılar da var. Şimdi yıllarca Filistin kelimesini ağızlarına almayan bazı kesimlerin suret-i haktan görünüp, Galata Köprüsü’nde ‘resmî’ gösteriler düzenlemesine şaşırmıyorum. Çünkü bunların tarih bilinci buraya kadar, ötesi yok; bu direniş nasıl başladı, kimler öncülük etti?” ifadelerini kullanarak, Filistin direnişinin tarihine dair eleştirilerde bulundu.

Ancak Aral’ın tarih bilincinin 1960’lardan itibaren şekillendiği görülüyor. İslamcıları ve Müslümanları eleştirirken, Hacı Emin el-Hüseynî, İzzettin el-Kassam ve Hasan el-Benna gibi önemli figürlerin Filistin için verdikleri mücadeleleri göz ardı ediyor. Bu durum, meseleyi yalnızca kendi perspektifinden değerlendirmesiyle sınırlı kalıyor.

Aral’ın ifadeleri, Türkiye solunun sorunlarını yüzeye çıkaran bir bakış açısı sunuyor. Tarihi kendi haklılığına dayandırarak yorumlayan sol, geçmişteki olayları çarpıtarak kendi varlığını ön plana çıkarmaya çalışıyor. 1960’lardan sonra İslami hareketlerin, ulus devletlerin baskılarına karşı direnişlerini sürdürerek siyasi varlıklarını nasıl görünür kıldıklarını göz ardı ediyor.

Fahri Aral, geçmişte hayatını kaybeden arkadaşlarının şu anki durumları hakkında bir değerlendirme yapabilir mi? Filistin’deki sol örgütlerin Siyonist işgale karşı verdikleri mücadelelerden haberdar mı? Aksa Tufanı’nın Kassam mücahitleri tarafından mı yoksa FDHKC militanları tarafından mı gerçekleştirildiği sorusu, Aral’ın eleştirilerinin ne kadar yüzeysel olduğunu gösteriyor.

Bu sorulara yanıt vermek için, muhtemelen “yeşil kuşak” gibi uluslararası literatürde geçerliliği olmayan komplo teorilerine başvurulacaktır. Fahri Aral’ın örneğinde olduğu gibi, Türkiye solunun komplo teorileri ve mantık dışı iddialarla uğraşmaya devam ettiği bir gerçek. Filistin’den Afganistan’a, Suriye’den Bangladeş’e kadar İslami hareketlerin yürüyüşü ise sürüyor. Anlayana sivri sinek saz, anlamayana ise…

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu