İran’dan Wall Street Journal’a Tepki: Dezenformasyon İddiaları

İran, Wall Street Journal’ın haberini yalanlayarak, emperyalist medyanın dezenformasyon mekanizmasını eleştirdi.

İranlı bir yetkili, Amerikan Wall Street Journal gazetesinin Tahran’ın ABD ile yürüttüğü müzakerelere dair haberinin bazı bölümlerinin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Tasnim Haber Ajansı’na konuşan ve kimliğini açıklamayan kaynak, özellikle nükleer maddelere ilişkin iddiaların tamamen asılsız olduğunu vurguladı. Bu durum, emperyalist medya organlarının İran’ın tutumunu çarpıtarak kamuoyunu yanıltma çabalarını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Önceki dönemlerde, 2015 Nükleer Anlaşması müzakereleri sırasında Batı medyası, İran’ın gizli hedefleri olduğu yönünde asılsız haberler yayımlamış ve anlaşmanın imzalanmasının ardından ABD’nin tek taraflı çekilmesine zemin hazırlayan bir propaganda dili kullanmaya devam etmişti.

İran’ın Önceliği: Savaşın Sona Ermesi ve Ablukanın Kalkması

Kaynağın aktardığına göre, İran’ın müzakere metni, öncelikle savaşın tüm cephelerde derhal sona erdirilmesi ve geçmişteki ABD-İsrail saldırılarının tekrarlanmaması için bağlayıcı bir garanti talep ediyor.

Tahran’ın talepleri arasında, ABD yaptırımlarının kaldırılması, ilk siyasi mutabakatın imzalanmasının ardından İran’a yönelik deniz ablukasının sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı’nın yönetiminde İran’ın yetkili kılınması ve OFAC tarafından uygulanan petrol yaptırımlarının 30 gün içinde iptal edilmesi gibi maddeler bulunuyor.

Ayrıca, ilk mutabakatla birlikte İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve ABD’nin aynı 30 günlük süre içinde somut adımlar atması gerektiği ifade ediliyor.

Dondurulmuş Varlıklar ve Yaptırım Baskısı

İran’ın dondurulmuş varlıklarının büyük bir kısmının Güney Kore, Irak ve bazı Avrupa ülkelerindeki bankalarda tutulduğu ve toplam değerinin 100 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Yaptırımların sürmesi, uluslararası hukuka açık bir aykırılık olarak değerlendiriliyor. Washington yönetiminin bu politikayı sürdürmesinin temel amacının İran ekonomisini baskı altına alarak siyasi taviz elde etmek olduğu belirtiliyor.

ABD’nin Körfez ülkelerine on milyarlarca dolarlık silah satışı yaparken, İran’ın kendi milli servetini kullanmasını engellemesi Tahran tarafından “çifte standart” olarak nitelendiriliyor. İran’ın “somut adımlar” ve “30 günlük takvim” şartlarını öne sürmesi, geçmişte ABD’nin anlaşmalardan tek taraflı çekilme pratiğine karşı geliştirilen bir güvence mekanizması olarak değerlendiriliyor.

Nükleer Dosya Üzerinden Algı Operasyonu

Wall Street Journal’da yer alan haberde, İran’ın nükleer faaliyetlerini 20 yıllığına dondurmayı kabul ettiği yönünde iddialar ortaya atılmıştı. Ancak İranlı kaynak, bu bilgileri “tamamen gerçek dışı” olarak nitelendirdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı raporları, İran’ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğunu ve sıkı denetime tabi olduğunu defalarca teyit etmiş durumda. Buna rağmen Batı medyasının “nükleer tehdit” söylemini sürekli gündemde tutması, İran’ın teklifini çarpıtma ve uluslararası kamuoyunu yönlendirme çabası olarak değerlendiriliyor.

Tahran’ın asıl vurgusunun savaşın sona ermesi, güvenlik garantileri ve ablukanın kaldırılması olduğu; nükleer başlığın ise uluslararası çerçevede ayrıca ele alınabileceği ifade ediliyor.

Müzakereler Kırılgan Zeminde İlerliyor

Bu yalanlama, ABD-İran müzakerelerinin ne kadar kırılgan ve manipülasyona açık bir zeminde ilerlediğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Pakistan gibi arabulucular üzerinden sürdürülen görüşmeler devam ederken, emperyalist medya kuruluşlarının gerçek dışı haberlerle süreci sabote etmeye çalıştığı yorumları yapılıyor. Tahran’ın tutumu ise net: Önce güvenlik garantileri ve yaptırımların kaldırılması, ardından diğer başlıkların görüşülmesi. Trump yönetiminin bu şartları “oyun” olarak nitelendirmesi, müzakere masasında ciddi bir güven krizinin sürdüğüne işaret ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu