SDG ve Kürtler Üzerine 10 Kritik Soru ve Cevap

Aydın Ünal, SDG ve Kürtler konusunu 10 soru ile derinlemesine inceliyor.

Aydın Ünal, SDG ve YPG’ye yönelik operasyonlar ve bu durumun yankılarını 10 soru üzerinden değerlendiriyor.

İlk olarak, Ahmet Şara ve liderliğindeki Şam yönetiminin IŞİD’le bağlantılı olup olmadığı sorusuna yanıt veriyor. Ünal, Ahmet Şara’nın Heyet Tahrir Eş Şam (HTŞ) adlı direniş örgütünün lideri olduğunu ve şu anda Suriye Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığını belirtiyor. Şara’nın kadrosunun Suriye’nin çeşitli kesimlerinden oluştuğunu vurgularken, ‘IŞİD’çi’ ifadesinin muhalifler tarafından propaganda amacıyla kullanıldığını ifade ediyor.

Bir diğer soru, Suriye ordusunun Halep’teki Kürt mahallelerinde bir kıyım gerçekleştirip gerçekleştirmediği. Ünal, Suriye Devrimi sonrası SDG’nin müzakerelerle silah bırakma sürecinin başladığını, bu nedenle Halep’teki mahallelere dokunulmadığını, ancak SDG’nin anlaşmaya yanaşmaması ve artan saldırılar nedeniyle Suriye ordusunun operasyon düzenlediğini aktarıyor. Operasyon sırasında sivillerin zarar görmemesi için özen gösterildiğini ve Halep’teki Kürtlerin terör örgütü baskısından kurtulduğunu belirtiyor.

SDG’nin silah bırakmasının ya da olası bir savaşın ‘Kürt katliamı’ anlamına gelip gelmeyeceği sorusuna Ünal, SDG’nin sadece Kürt unsurlardan oluşmadığını, ancak PKK/YPG’nin kontrol ve askeri yapısının bu gruptan oluştuğunu ifade ediyor. Suriye ordusunun Kürtlere karşı değil, terör örgütlerine karşı bir mücadele yürüttüğünü vurguluyor.

Suriye içinde Kürtlere imtiyaz tanınmamasının ‘Kürt kıyımı’ anlamına gelip gelmeyeceği sorusunu da yanıtlayan Ünal, Esed rejiminin Kürtlerin varlığını kabul etmediğini, iç savaş döneminde PKK/YPG’nin Kürtler üzerinde baskı kurduğunu belirtiyor. Şam yönetiminin, ülkenin tamamını kucaklayacak bir yönetim anlayışı benimsediğini ve Kürtlerin haklarının anayasal güvence altına alınacağını ifade ettiğini dile getiriyor.

SDG’nin ortadan kaldırılmasının IŞİD’le mücadeleyi zayıflatıp zayıflatmayacağına dair soruya Ünal, IŞİD’in Suriye’de kontrol altına alındığını ve Suriye ordusunun bu tehditle başa çıkabilecek güçte olduğunu belirtiyor.

SDG’ye yönelik bir operasyonun Türkiye’de sokak olaylarına neden olup olmayacağı sorusunu da ele alan Ünal, PKK ve DEM’in kışkırtma ortamı yaratmaya çalıştığını, bazı tanınmış figürlerin de bu durumu ‘Kürtlere kıyım’ olarak yansıtmaya çalıştığını ifade ediyor. Ancak güvenlik güçlerinin bu konuda deneyim sahibi olduğunu vurguluyor.

Türkiye’deki dindar Kürtlerin bir kısmının SDG’yi neden desteklediği sorusunu yanıtlayan Ünal, Kürt dini hareketlerinin yıllar içinde baskı ve tehditler nedeniyle ırkçı bir tavır aldığını, bu durumun Kürtler arasında ‘Yeter ki bir Kürt devleti olsun’ anlayışını yaygınlaştırdığını belirtiyor.

Türkiye’deki muhalefetin neden sessiz kaldığına dair soruya ise, Suriye’deki kadroların devrim yapmasının ve PKK’nın sol, seküler ve Batı yanlısı bir görüntü vermesinin politik tavırları belirlediğini ifade ediyor. Mezhepsel dayanışmanın da etkili olduğunu vurguluyor.

SDG’ye yönelik bir operasyonun ‘Terörsüz Türkiye Projesi’ni sonlandırıp sonlandırmayacağı sorusuna Ünal, terör örgütünün tavrının bu projeyi etkileyeceğini, ancak Türkiye ve Suriye’deki yansımalarının sınırlı kalacağını belirtiyor.

Son olarak, ‘Terörsüz Türkiye Projesi’nin sona ermesinin Türkiye ve Suriye’deki Kürtleri mağdur edip etmeyeceği sorusuna Ünal, terörün ortadan kalkmasının Kürtlerin sorunlarının daha huzurlu bir çözüm yoluna girmesine yardımcı olacağını ifade ediyor. Sınırların mayınlardan temizlenmesiyle birlikte, Suriye’deki istikrarın sağlanmasıyla Kürtlerin birbiriyle kucaklaşacağını ve bölgenin kalkınmasının hızlanacağını belirtiyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu