ABD ve İsrail, İran’ın Saldırılarına Karşı Ne Kadar Dayanabilir?
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, modern savaşın dinamiklerini nasıl etkiliyor? Analizler ışığında gelişmeler değerlendiriliyor.
Savunma analisti Arda Mevlütoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği saldırıların ilk 48 saatinin, modern savaşın evrimini gözler önüne serdiğini ifade etti. Mevlütoğlu, bu çatışmanın yüksek teknoloji ile kitlesel yıpratma unsurlarını bir araya getiren uzun süreli bir mücadeleye dönüşebileceğini öngörüyor.
Türkiye Today için kaleme aldığı analizde, 28 Şubat sabahı başlayan kapsamlı hava operasyonunun, İran’ın siyasi ve askeri liderliğini, hava savunma sistemlerini, füze altyapısını ve stratejik yeteneklerini hedef aldığını belirtti. Operasyonun temel hedefleri arasında İran lideri Ali Hamaney ve üst düzey askeri komutanların bulunduğu vurgulandı.
Mevlütoğlu, operasyonun ABD’ye ait Tomahawk seyir füzeleri ile uçak gemisinden havalanan F/A-18 ve F-35 savaş uçakları, ayrıca İsrail Hava Kuvvetleri’nin F-35I, F-16I ve F-15 uçaklarıyla gerçekleştirildiğini, dikkatlice planlanmış bir “şok ve felç etme” harekâtı olduğunu ifade etti.
Kullanılan teknoloji kombinasyonunun dikkat çekici olduğunu belirten Mevlütoğlu, özellikle deniz platformlarından fırlatılan gelişmiş Tomahawk füzeleri ve muharebede ilk kez kullanılan Precision Strike Missile (PrSM) ile ABD’nin düşük maliyetli tek yönlü saldırı dronlarının sahaya sürülmesinin, savaşta “ucuz ve kitlesel sistemlerin” önemini artırdığını vurguladı.
İran’ın karşı saldırılarının geniş bir coğrafyaya yayıldığına dikkat çeken analizde, balistik füzeler ve kamikaze dronlarıyla yalnızca İsrail’in değil, Körfez’deki ABD üsleri ve müttefik ülkelerin de hedef alındığı ifade edildi. Bu stratejinin, savunma sistemlerini geniş bir alana yaymaya zorlamak ve önleyici füze stoklarını tüketmek amacı taşıdığı değerlendirildi.
Modern hava ve füze savunma sistemlerinin güçlü olduğu ancak sınırsız olmadığına işaret eden Mevlütoğlu, çatışmanın belirleyici unsurunun yalnızca hassasiyet değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve mühimmat dayanıklılığı olduğunu belirtti.
Savaşın seyrini, İran’ın füze saldırılarını ne hızla yenileyebileceği, ABD ve İsrail’in mobil füze rampalarını ne ölçüde tespit edip imha edebileceği ve tarafların önleyici mühimmat stoklarını ne kadar hızlı yenileyebileceği belirleyecek.
İran’ın dağlık coğrafyası ve mobil füze sistemlerinin “vur-kaç” taktikleriyle kullanılması, bu hedeflerin etkisiz hale getirilmesini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor.
Analiz, çatışmanın hem yüksek teknolojili sistemlerin hem de seri üretim dron ve füzelerin kullanıldığı “endüstriyel ölçekli” bir yıpratma savaşına dönüşeceğini öngörerek, nihai sonucun yalnızca askeri kabiliyetlere değil, aynı zamanda üretim kapasitesi, tedarik zincirleri ve bölgesel siyasi desteğe bağlı olacağını vurguladı.
Mevlütoğlu, tüm bu askeri gelişmelerin ötesinde asıl sorunun, ABD ve İsrail’in bu operasyonla neyi hedeflediği olduğunu belirtti.
Kaynak: Mepa News




