Firavun’un Sorusu: Önceki Nesillerin Akıbeti Ne Olacak?
Firavun’un Hz. Musa’ya sorduğu soru ve onun hikmet dolu cevabı üzerine bir değerlendirme.
Firavun, Hz. Musa’ya yönelttiği soruda, “Öyleyse önceki nesillerin durumu ne olacak?” diyerek derin bir sorgulama yapıyordu. Bu sorusuyla, “Eğer her şeyin yaratıcısı tek bir Rab ise, geçmişte başka ilahlara tapan atalarımızın durumu ne olacak? Onlar hatalı mıydı?” demek istiyordu. Firavun, bu şekilde Hz. Musa’ya karşı duyduğu öfkeyi yatıştırmak ve sarayındaki adamları ile Mısırlıları Musa’nın mesajına karşı kışkırtmak amacı gütmekteydi. Bu tür bir oyun, her zaman hakka davet edenlere karşı oynanmış ve akıl erdiremeyen kişileri etkilemekte etkili olmuştur. Benzer bir durum, Mekkeliler tarafından Peygamberimize (s.a) karşı da sergilenmiştir.
Hz. Musa’nın verdiği cevap ise son derece hikmet doluydu. Eğer Musa, “Evet, onların hepsi akılsızdı ve cehennemin yakıtı olacaklar,” demiş olsaydı, bu sert fakat doğru bir yanıt olacaktı. Ancak Hz. Musa, Firavun’un tuzağına düşmeden, “Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim ne yanılır ne de unutur,” diyerek cevap verdi. Bu cevap, hem gerçeği yansıtıyor hem de Firavun’un amacına hizmet etmiyordu. Musa, insanların geçmişteki durumlarının yalnızca Allah tarafından bilindiğini vurgulayarak, kendi durumlarının ne olacağına odaklanması gerektiğini belirtti.
Hz. Musa’nın bu yaklaşımı, bilinmezlikler konusunda bilgisi sonsuz olan Yüce Allah’a havale edilmesinin önemini ortaya koyuyor. Geçmiş nesillerin akıbetine dair bilgi ve tasarruf yetkisi yalnızca Allah’a aittir. Bu nedenle, Hz. Musa, Firavun’un sorusuna yanıt verirken, geçmişe dair bir hüküm vermekten kaçınmış ve konuyu Allah’a bırakmıştır.
Zemahşerî, Firavun’un sorusunu samimi bir merakla değil, bir safsata yaratma amacıyla sorduğunu belirtir. Hz. Musa’nın Allah’ın birliğini anlatması üzerine sıkışan Firavun, konuyu geçmiş kavimlerin akıbetine çekmiştir. Zemahşerî’ye göre, Firavun, “Eğer Musa haklıysa, senin ataların ve geçmiş büyüklerin hepsi ateşte mi?” şeklinde bir imayla halkı kışkırtmak istemiştir. Hz. Musa’nın cevabı ise, gaybın yalnızca Allah’a ait olduğunu ifade eden bir derinlik taşımaktadır. Bu bağlamda, Zemahşerî, “kitap” ifadesinin Levh-i Mahfuz’u temsil ettiğini ve Allah’ın her şeyi kaydettiğini vurgular. Hiçbir şeyin zayi olmayacağına dikkat çeker.
Sonuç olarak, Hz. Musa, Firavun’un kışkırtıcı sorusuna düşmeden, hükmü ve bilgiyi Allah’a havale ederek akıllıca bir tutum sergilemiştir. Bu durum, hakkı susturmak isteyen bir mütekebbir ile, muhatabını bilgi ve hikmetle Allah’ın mutlak ilmine yönlendiren bir peygamberin mücadelesini simgeler.




