Görevden Uzaklaştırılan Kamu Görevlisinin Ödeme Hakları

Görevden uzaklaştırılan kamu görevlisinin maaş kesintileri ve performans ödemeleri üzerine Anayasa Mahkemesi’nin değerlendirmeleri.

Görevden uzaklaştırılan bir kamu görevlisinin maaşından kesilen tutarların, sonrasında ödenmesine rağmen faiz işletilmemesi, mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Ancak, bu durumun öncesinde idari işlemin hukuka aykırılığının tespit edilmesi ve iptali gerekmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 137. maddesi, görevden uzaklaştırmanın, devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği durumlarda, görevde kalmasının sakıncalı görüldüğü memurlar için alınan ihtiyati bir tedbir olduğunu belirtmektedir. Bu tedbir, soruşturmanın herhangi bir aşamasında uygulanabilir.

Kanunun 141. maddesi, görevden uzaklaştırılan memurların, görevleriyle ilgili olsun ya da olmasın, tutuklandıkları veya gözaltına alındıkları süre boyunca aylıklarının üçte ikisinin ödeneceğini ifade etmektedir. Bu memurlar, aynı zamanda sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.

142. maddede ise, disiplin veya cezai işlem gerektirmeyen durumlarda, görevden uzaklaştırma tedbirinin derhal kaldırılması gerektiği belirtilmiştir.

Adli Tıp Kurumu ile ilgili düzenlemeleri içeren 2659 sayılı kanunun 29. maddesi, döner sermaye ödemelerinin hangi şartlar altında yapılacağını açıklamaktadır. Bu kapsamda, döner sermaye gelirlerinin en az %35’inin Adli Tıp Kurumu’na ayrılması gerektiği ifade edilmiştir.

Bir kamu görevlisinin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, görevden uzaklaştırıldığı süre zarfında maaşından kesilen tutarların değer kaybına uğratılarak ödenmesi ve performansa dayalı döner sermaye ödemesi yapılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddia edilmiştir. Anayasa’nın 35. maddesi, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu, bu hakların kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğini belirtmektedir.

Başvurucunun performansa dayalı döner sermaye ödenmesi talebinin reddedilmesi, mülkiyet hakkını ilgilendirdiği için tüm şikayetlerin bu kapsamda incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia eden bir kişi, öncelikle böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır.

Başvurucu, 26 Ağustos 2016 tarihinde görevden uzaklaştırılmış ve 1 Haziran 2018 tarihinde görevine iade edilmiştir. Görevden uzaklaştırma işleminin hukuka uygunluğu konusunda herhangi bir idari veya yargısal yola başvurmadığı kaydedilmiştir. Görevine iade edilen başvurucu, görevden uzak kaldığı süre için performansa dayalı döner sermaye ödemesi talep etmiştir. Ancak idari makam, bu talebi reddetmiştir.

Başvurucunun performansa dayalı döner sermaye alacaklarının varlığı, mahkemeler tarafından kanıtlanamamıştır. Bu durumda, başvurucunun mevcut bir mülkünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, görevden uzaklaştırıldığı süre zarfında kesilen aylıkların iade edileceği belirtilmiş, ancak performansa dayalı ödemenin yapılmasını öngören bir düzenlemenin olmadığı ifade edilmiştir.

Başvurucu, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 12 Aralık 2018 tarihli kararına atıfta bulunmuş ve bu kararın, performansa dayalı döner sermaye ödemesi için bir dayanak oluşturduğunu savunmuştur. Ancak, idare hukuku çerçevesinde, hukuka aykırı işlemlerin neden olduğu maddi kayıpların ödenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mevcut bir mülkünün veya mülkü elde etme yönünde yeterli hukuki temele dayalı meşru bir beklentisinin bulunmadığına karar vermiştir. Ayrıca, kesinti yapılan maaş ve döner sermaye ödemelerine faiz işletilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. İdarenin hukuka aykırı işlemlerinin neden olduğu maddi kayıpların telafi edilmesi gerektiği, hukukun gerekliliği olarak ortaya konmuştur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu