Taksim’de Filistinli Esirler İçin Tekbirler Yükseldi

Taksim’de Özgür-Der’in düzenlediği eylemde Filistinli esirler için tekbirler yükseldi. Protestoda Siyonist uygulamalar kınandı.

HAKSÖZ HABER

Hamas’ın dünya genelinde insanları meydanlara çağırdığı tekbir cuması vesilesiyle, Özgür-Der Taksim Camii önünde Filistinli esirler için idam kararı veren Siyonist çeteyi protesto etti.

Eylemde, “Filistinli Esirlere ve Mescid-i Aksa’ya Özgürlük! İdam Yasasına Hayır!” ve “Siyonist Zindanlarda Direnen Filistinli Esirlerin Yanındayız!” yazılı pankartlar taşındı. Katılımcılar, “Filistinli Esirlere Özgürlük!”, “Katil İsrail Ortadoğu’dan Defol!” gibi sloganlar attı.

Eylemi sunan Murat Ayar, dünya genelinde Müslümanların Hamas’ın sesi olduğunu vurguladı ve binlerce Filistinli esirin direnişle özgürleştiğini hatırlattı.

Filistinli esirler için yeni bir vahşet eşiğinin aşıldığını belirten konuşmacılar, işgalci rejimin uygulamalarının tutsakları 90 gün içinde idam tehdidiyle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Bu durumun, hukukun değil, güç ve intikamın sistematik bir şekilde kurumsallaştırılması olduğunu dile getirdiler.

Bugün işgal altındaki bölgelerde 9.500’den fazla Filistinli esir bulunuyor. Bu esirlerin 3.442’si hakkında herhangi bir suçlama dahi yapılmamış durumda. Keyfî tutuklamaların en ağır biçimi olan bu uygulama, uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, esirler arasında 350 çocuk ve 79 kadın yer alıyor, bu da hedef alınanların yalnızca “suçlular” değil, bir halkın bütünü olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Filistinli esirlere yönelik muamele artık işkencenin ötesine geçmiş durumda. Tecavüz, uzuv kırma, aç bırakma gibi insanlık dışı uygulamalar, bu rejim tarafından bir “hak” olarak görülüyor. İşkence, yalnızca sorgu odalarında değil, hapishane hayatının her anına yayılmış bir baskı aracı haline gelmiş durumda.

23 yıldır esaret altında tutulan Abdullah Galip Bergusi’nin durumu, bu vahşetin somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Son iki yıl içinde defalarca işkenceye maruz kalan Bergusi’nin kaburgaları ve parmakları kırılmış, akciğerleri ağır şekilde zarar görmüştür. Hakkında verilen 5700 yıl hapis cezası, adalet değil, bir halkı sindirme niyetinin açık bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Bergusi, bu sistemin bir istisnası değil, tam tersine sistemin kendisini temsil ediyor.

Bu duruma karşı sessiz kalmak, suça ortak olmak anlamına geliyor. Uluslararası kurumlar ve insan hakları örgütleri, bu sistematik zulmü sona erdirmek için acilen harekete geçmelidir. Keyfî tutuklamalar ve işkence uygulamaları derhal durdurulmalıdır.

Haksöz Dergisi Editörü Mehmet Ali Aslan, tekbir getirerek başladığı konuşmasında, Hamas’ın çağrısı ile Türkiye’nin birçok yerinde insanların meydanlara çıktığını hatırlattı. Aslan, İsrail’in meşruiyeti olmayan bir işgal çetesi olduğunu vurguladı ve Filistinli esirlere yönelik idam yasasının hukuksuz bir örnek olduğunu belirtti.

Aslan, bu yasa ile Ebu Safiyye gibi doktorların dahi idam sehpasına çıkarılabileceğini ifade etti. Hamas ve Filistinlilerin taleplerine kulak verilmesi gerektiğini belirterek, meydanların boş bırakılmaması çağrısında bulundu.

Eğitimci Zehra Türkmen, ilk kıblenin uzun süredir esir olduğunu ve yoğun bir abluka altında bulunduğunu hatırlattı. Türkmen, Siyonist zindanlarda binlerce Filistinli esirin bulunduğunu ve bu esirler arasında çocuk ve bebeklerin de yer aldığını bildirdi. Savaş esirlerine işkence yapmanın savaş suçu olduğunu hatırlatan Türkmen, fiziksel ve psikolojik işkencelerin yaygın olduğunu vurguladı.

Ahmet Ağırakça ise yaptığı konuşmada, Siyonist zulüm altında bir halkın yok edilmeye çalışıldığını ancak İsrail’in bu zulmüyle aslında kendi sonunu getirdiğini kaydetti. Ağırakça, idam yasasının lanetlendiğini ve direnen Hamas ve Filistinlilerin mutlaka zafere ulaşacağını belirtti.

Eylem boyunca katılımcılar, “Katil İsrail Filistin’den Defol!”, “Katil ABD Ortadoğu’dan defol!” gibi sloganlar attı ve etkinlik tekbirlerle sona erdi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu