İçişleri Bakanı Çiftçi, Uygur Anneden Gelen Çığlığa Yanıt Verdi

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Uygur Türkü annenin durumu ile ilgili hızlı bir müdahalede bulunarak mağduriyeti sona erdirdi.

İstanbul’da yaşanan olay, iki çocuk annesi Uygur Türkü bir kadının Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ne götürülmesiyle büyük bir infial yarattı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu duruma kayıtsız kalmayarak adalet ve vicdan temelinde bir müdahalede bulundu. Yazar Yusuf Kaplan’ın gündeme taşıdığı bu mağduriyet, kamuoyunda geniş yankı buldu ve Bakan Çiftçi’nin halkla iç içe olan devlet adamlığı duruşunu gözler önüne serdi.

21 Mayıs 2026 tarihinde, insanî ikamet uzatma başvurusu reddedilen Uygur Türkü anne, gözyaşları içinde iki çocuğunu geride bırakarak Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edildi. Bu durum, kamuoyunda Uygur Türklerine yönelik belirsizlik ve baskı iddialarını gündeme getirdi. Yusuf Kaplan’ın “Bitsin artık bu duyarsızlık!” çağrısı, toplumsal bir vicdan hareketine dönüştü.

Bakan Mustafa Çiftçi, bürokrasinin arkasına saklanmak yerine halkın sorunlarıyla ilgilenen bir yönetim anlayışı sergileyerek olaya hızlı bir şekilde müdahale etti. Bakanlığın kararlı tutumu sayesinde durum tersine çevrildi. Yapılan resmi açıklamada, “İlgili şahsın uluslararası koruma başvurusunu alacağız, bu şekilde sorun çözülmüş olacak. Ayrıca Uygur Türkü hanımefendi geri gönderme merkezimizden serbest bırakıldı,” ifadeleri yer aldı.

Bakan Çiftçi’nin talimatıyla Uygur Türkü anne, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’nden hemen tahliye edildi ve uluslararası koruma altına alındı. Böylece kadının sınır dışı edilme riski tamamen ortadan kaldırıldı. Günlerdir korku içinde bekleyen iki çocuk, annelerinin kollarına yeniden kavuştu.

Bu olay, yalnızca bir mağduriyetin giderilmesi değil, aynı zamanda devlet mekanizmasının işleyişine dair önemli bir ders niteliği taşıyor. Bakan Mustafa Çiftçi, halkın ve aydınların sesine kulak vererek bürokratik engelleri adalet adına aşmayı başardı. Türkiye Cumhuriyeti, Doğu Türkistanlı soydaşlarımızın hakları konusunda da net bir duruş sergiledi.

Toplum, ekranlarda kaybolan yöneticiler değil, mazlumların yanında duran ve Yusuf Kaplan gibi isimlerin çağrısına anında yanıt veren adaletli devlet adamlarını özlemektedir. Bu olay, adaletin yalnızca bir kelime olmadığını bir kez daha kanıtladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu