Almanya’nın Orta Doğu’daki Etkisi Azalıyor: Kapsamlı Analiz

Almanya’nın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki diplomatik etkisi azalıyor. Kapsamlı bir analizle durum değerlendirildi.

Avrupa Birliği’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’nın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki diplomatik ve stratejik ağırlığının giderek zayıfladığı bildirildi. Alman Federal Güvenlik Politikaları Akademisi (BAKS) tarafından yayımlanan kapsamlı bir araştırma raporu, Berlin’in bölgedeki hayati çıkarları ile sahadaki fiili etki gücü arasındaki makasın her geçen gün açıldığını ortaya koydu.

Orta Doğu uzmanı ve “Middle East Minds” düşünce kuruluşu yöneticisi Stefan Lukas tarafından hazırlanan analizde; enerji arzı, küresel ticaret yolları ve bölgesel güvenlik açısından Orta Doğu’nun Almanya ve Avrupa için vazgeçilmezliğini koruduğu vurgulandı. Ancak, Berlin yönetiminin bölgedeki siyasi, ekonomik ve askeri süreçleri yönlendirme kapasitesinde belirgin bir güç kaybı yaşandığı kaydedildi.

Raporda, Almanya’nın diplomatik gerilemesini tetikleyen temel dinamikler şu şekilde sıralandı: 2015 tarihli İran Nükleer Anlaşması gibi Almanya’nın geçmişte öncülük ettiği diplomatik mekanizmaların geçerliliğini yitirmesi ve yerine etkili alternatiflerin konulamaması. Ayrıca, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından müttefiklerine danışmaksızın askeri adımlar atması ve Avrupa’yı süreçlerin dışında bırakması, Almanya’nın pozisyonunu zayıflattı. Hürmüz Boğazı krizinde görüldüğü üzere, gerilimlerin askeri güç ekseninde çözülmeye çalışılması ve Almanya’nın bölgede caydırıcı askeri araçlardan yoksun olması da bu durumu etkileyen faktörler arasında yer aldı. Bunun yanı sıra, Türkiye, Körfez ülkeleri, Çin ve Hindistan gibi yeni bölgesel aktörlerin etkinliklerini artırarak çok boyutlu siyasi ve güvenlik bağları kurmaları, Almanya’nın etkisini daha da azaltmaktadır.

Analizde, Almanya’nın yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya gibi önde gelen Avrupa ülkelerinin ortak bir strateji geliştirememesi ve ulusal iç siyaset hesaplarıyla hareket ederek Avrupa’nın müşterek dış politika zeminini zayıflatması da dikkat çekti. Avrupa başkentlerinin bağımsız bir duruş sergileme arzusuna rağmen güvenlik mimarisinde ABD’ye olan derin bağımlılıklarının sürdüğü, bu durumun İran, İsrail ve Körfez güvenliği gibi temel dosyalarda özerk politika üretimini engellediği ifade edildi.

Raporda Almanya’nın konumu, Japonya, Hindistan, Güney Kore ve Endonezya gibi Asya güçlerinin yaşadığı ikilemlerle karşılaştırıldı. Bu ülkeler, Körfez petrolüne yüksek oranda bağımlı olmalarına rağmen ABD ile olan stratejik ortaklıkları nedeniyle bağımsız diplomatik inisiyatif almakta çekingen kalıyorlar. Hindistan ise Körfez ve İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışsa da çatışmalarda taraf olmaktan kaçınarak etkisini sınırlı tutuyor.

Almanya’nın elindeki ekonomik gücü siyasi nüfuza dönüştürmekte yetersiz kaldığına dikkat çekilen raporda, Berlin yönetimine tek taraflı hamleler yerine orta ölçekli güçlerle (Fransa, Hindistan, Japonya, Güney Kore) çok taraflı ortaklık ağları kurması tavsiye edildi. Ayrıca, Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Umman gibi Körfez ülkeleriyle enerji, savunma ve kalkınma alanlarında iş birliğinin derinleştirilmesi gerektiği vurgulandı. Almanya’nın teknoloji, yenilenebilir enerji ve bilimsel araştırma alanlarındaki gücünü uzun vadeli bir nüfuz aracına dönüştürmesi gerektiği ifade edildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu