Suriye Devrimi’nin Filistin İçin Taşıdığı Anlam ve Önemi

Suriye Devrimi’nin Filistin davası üzerindeki etkileri ve Baas rejiminin gerçek yüzü ele alındı.

Son günlerde, 7 Ekim tarihinden bu yana Gazze’de yaşanan büyük bir trajediye tanıklık ettik. Elektriklerin kesik olduğu bir ortamda, gençler cep telefonlarının ışığında Suriye Ordusu’nun SDG/PKK’ya karşı mücadelesini destekleyen marşlar söylüyorlardı. Arkalarında, kutlama yapan büyük bir araç konvoyu geçiyordu. Hamas liderlerinden Halid Meşal, Baas rejiminin devrilmesinin ardından Suriye halkını tebrik ederek, bu gelişmenin Gazze ve tüm Filistin için bir kurtuluş habercisi olduğunu dile getirdi. Hamas yetkilisi Talal Nassar ise, devrik rejimle mücadelede Suriye halkının yanında olduklarını vurgulayarak, bu direnişin Allah’a itaat ve cihadın en güzel örnekleri olduğunu belirtti.

Bu ifadelerde şaşırtıcı bir durum yoktu. Gazzeli gençlerin sevinci de, yıllardır süregelen karalama kampanyalarına rağmen, gerçeğin yeniden görünür hale gelmesiydi. Baas rejiminin Siyonizm’e karşı duruyormuş gibi görünmesine rağmen, aslında bir İsrail projesi haline gelmesi, Filistin davasına önemli bir zarar vermekteydi.

Devrik Baas rejimi, Filistin halkının karşısında kuzu postuna bürünmüş bir kurt olarak duruyordu. Hafız Esad’ın babası Ali Süleyman Esad, Filistin direnişinin simgelerinden İzzeddin el-Kassam’ın idam kararını imzalayan kurulda yer almıştı. Esad ailesi, Filistin halkına karşı sürekli bir alçaklıkla imtihan oluyordu. Şam Radyosu, Hafız Esad’ın emriyle, Golan Tepeleri’nin işgal edilmesinden 12 saat önce bu durumu duyurmuştu. Aynı Esad, 1970 yılında Ürdün’deki Kara Eylül Olayları sırasında da gizli bir rol üstlenmişti. Suriye halkının Filistin direnişçilerine yardım etme çabalarını sürekli engelleyerek, dayanışma duygusunu parçalamaya çalışıyordu.

Filistinlilere yönelik her katliamda Esad’ın bir izi vardı. 1976’da Tel al Zaatar Mülteci Kampı’nda yaşanan felaket, açlık ve imha ile sonuçlanmıştı. 1982’deki Sabra ve Şatilla Mülteci Kampları’ndaki katliamda da Esad, olan biteni izleyen bir köpekbalığı gibi duruyordu. Hafız Esad’ın ölümünden sonra oğlu Beşar, bu politikaları daha modern bir şekilde sürdürmeye devam etti. Filistin halkına yönelik baskılar, aynı karanlık çizgide devam etti.

Suriye ve Filistin halkları, sürgün yollarında omuz omuza yürüyordu. Baas rejiminin etkileri ve yalanları, bu gerçeği değiştiremiyordu. Yermük Kampı’nda Filistinli mülteciler açlıktan ölürken, Baas rejimi mensupları lüks içinde yaşıyordu. Suriyeli ve Filistinli kadınlar, çocuklar ve erkekler aynı acıları paylaşıyordu. Sednaya gibi işkence merkezlerinde binlerce Filistinli hapsedilmişti. Bu yerlerde hem bedenler hem de umutlar yok edilmeye çalışılıyordu. Filistinli yazılım mühendisi Bassel Khartabil, Suriye’de doğmuş ve 34 yaşında gizlice idam edilmişti. Onun ölümü, Baas rejiminin Filistinlilere vaat ettiği geleceğin trajik bir örneğiydi.

Suriye’deki trajedi, yalnızca Suriyelilere değil, Filistinlilere de aitti. Aynı zulmü yaşıyorlardı. Bu ortak kader, Baas rejiminin gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Rejimin yıkılması, yalnızca Suriye halkı için değil, Filistin davası için de önemliydi. Suriye Devrimi, Filistin direnişine büyük bir umut kaynağı oldu. Gazze sokaklarındaki gençlerin sevinci, bu ortak haysiyet hikayesinin bir parçasıydı. Suriye Devrimi, Filistin halkının geleceği için güçlü bir umut ışığıydı. Yaşananlar, eski rejimden arta kalan unsurların propagandalarına karşı duracak kadar derin bir anlam taşıyordu. Suriye Devrimi’nin ilerleyişi, Filistin’in özgürlüğüne olan inancı pekiştirecekti.

Herhangi bir karşıt görüş, Baas rejimi gibi tarihin çöplüğünde yerini alacaktı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu