El Halıcılığında Yeniden Yapılandırma ve İhracat Hedefleri
Türk halı sektörü, el halıcılığında yeniden yapılandırma çağrısı yapıyor. İhracat hedefleri ve genç tasarımcıların rolü vurgulanıyor.
Türk halı sektörü, dünya çapında makine halısı üretiminde ikinci sırada yer alırken, 2025 yılında yaklaşık 2,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2026 yılına girerken, tasarım, katma değerli üretim ve yeni pazar hedefleriyle sektördeki genç tasarımcıların katkıları dikkat çekiyor. İstanbul Halı İhracatçıları Birliği (İHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hayri Diler, artan maliyet baskısına rağmen Türk halısının güçlü bir marka olduğunu belirterek, el halıcılığının yeniden yapılandırılması ve devlet destekli modellerle sektörün kültürel ve ticari değerinin korunması gerektiğini ifade etti.
Anadolu’nun köklü kültürel mirasını yansıtan halı sektörü, yalnızca geleneksel bir zanaat değil, aynı zamanda Türkiye’nin en önemli ihracat kalemlerinden biri olarak öne çıkıyor. Makine halısında dünya liderleri arasında yer alan Türkiye, el halısında ise tarihi bir marka değeri taşıyor. 2026 yılına, tasarım ve katma değer odaklı dönüşüm hedefleriyle giren sektör, İHİB’in Ocak 2026’da yayımladığı ihracat raporuna göre, 2025 yılını 2,8-2,9 milyar dolar arasında tamamladı. Sektör, 180’e yakın ülkeye ihracat yaparken, en büyük pazarları arasında ABD, Suudi Arabistan, Irak, Almanya ve Birleşik Krallık bulunuyor. Ocak 2026 verileri, yeni yılın ilk ayında ihracatın geçen yılın aynı dönemine paralel bir seyir izlediğini, ancak pazar çeşitlendirme ve katma değerli ürün stratejisinin daha da önem kazandığını gösteriyor.
Türkiye, makine halısında üretim gücü ve kapasitesiyle Çin’in ardından ikinci sırada yer alırken, özellikle Gaziantep merkezli üretim altyapısıyla küresel tedarik zincirinde stratejik bir konumda bulunuyor. El halısında ise resmi ihracat rakamlarının sektörün gerçek potansiyelini tam olarak yansıtmadığı belirtiliyor. Mikro ihracatlar ve turistik satış kanalları nedeniyle kayıtdışı kalan hacmin, toplam tabloyu daha da yukarı taşıyabileceği değerlendiriliyor. Tüm bu gelişmeleri değerlendiren İHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hayri Diler, halı sektörünün 2025 performansını ve 2026 hedeflerini paylaştı.
Diler, İHİB’in uzun yıllardır düzenlediği tasarım yarışmalarının sektöre önemli katkılar sağladığını vurgulayarak, genç yeteneklerin katma değerli üretim açısından kritik bir rol oynadığını ifade etti. Diler, “Tasarım odaklı ürünler yapmak ya da katma değerli, tasarım odaklı inovatif ürünler üretmek önemli. Genç yetenekleri tespit etmek açısından düzenlediğimiz bu tasarım yarışması son derece kritik bir yerde duruyor. Bu yarışmalar sayesinde sektöre çok iyi tasarımcılar kazandırıldı. Bu yarışmanın 18’incisini gerçekleştiriyoruz ve her geçen dönem daha fazla ilgi görüyor. Amacımız daha fazla katılım sağlamak,” dedi.
Türkiye’nin küresel konumuna değinen Diler, özellikle makine halısında güçlü bir yerde olunduğunu belirtti. El halısında ise gerçek potansiyelin resmi verilere yansımadığını vurgulayan Diler, “Çin’den sonra ikinci sıradayız. Makine halısında çok güçlüyüz. El halısında gerçek gücümüz ihracata yansımıyor. Çünkü turistik dükkanlarda Türkiye’nin birçok yöresinde büyük ölçüde el halısı ticareti yapılıyor. Mikro ihracatlar var ve bunlar kayıt altına alınmıyor,” şeklinde konuştu.
Ocak 2026 ihracat verileri, sektörün küresel talepteki dalgalanmalara rağmen güçlü konumunu koruduğunu gösterirken; asıl rekabetin artık fiyat değil, tasarım, marka ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiği ortaya çıkıyor. Türk halı sektörü, bir yandan genç tasarımcılarla yenilenirken, diğer yandan el halıcılığında yapısal dönüşüm arayışını sürdürüyor. Kültürel miras ile modern üretim gücünü bir araya getiren sektör için 2026 yılı, yalnızca bir ihracat yılı değil; aynı zamanda yeniden yapılanma ve küresel marka değerini güçlendirme yılı olacağa benziyor.
Artan üretim maliyetleri ve döviz politikalarının sektörü zorladığını belirten Diler, Türk üreticisinin esnek yapısına dikkat çekti. “Bizim alıcılarımız çok esnek. Her krize uyum sağlayan bir yapımız var. Ancak şu anda Türkiye’deki maliyetler, dövizin baskılanmasından dolayı oldukça yüksek. Maliyetler günden güne artıyor. Bu nedenle devlet destekleri ve ucuz kredilere erişim çok önemli. İnovatif ve tasarım odaklı ürünlerle dünya pazarında yer almaya çalışıyoruz. Yeni müşteriler bulmak için ticari heyetlerle dünyanın dört bir yanına gidiyoruz. Bu konuda da oldukça başarılıyız,” dedi. Markalaşma konusuna da değinen Diler, Türk halısının tarihsel bir marka değeri taşıdığını belirterek, “Türk halısı zaten bir marka. Türkiye’yi gezmeyi düşünen yabancı misafirlerin ilk düşündükleri şeylerden biri Türk halısıdır. Halılarımız dünyaca ünlü müzelerin en önemli köşelerinde sergileniyor ve açık artırmalarda yüksek rakamlara alıcı buluyor. Burada önemli olan pazarlamanın doğru şekilde yapılması,” ifadelerini kullandı. Diler, İstanbul Halı Haftası ve Halı Bayramı gibi organizasyonların tanıtım açısından önemli olduğunu vurguladı. El halıcılığının yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Diler, Sümer Halı’nın geçmişteki yönlendirici rolüne dikkat çekerek, “Türkiye’de el halıcılığını kurtarmak için bir üst kuruluşa ihtiyacımız var. Sümer Halı 2008 yılına kadar Türk halıcılığının sahibiydi ve sektörü yönlendiriyordu. Şimdi o boşluğu İstanbul Halı İhracatçıları Birliği olarak doldurmaya çalışıyoruz. Ticaret Bakanlığı’nda bir çalıştay düzenledik, dört bakanlık daha katıldı. Dokuyucuların sigortalanması, sigortalarının devlet tarafından karşılanması ve atölyeleşmeye yönelmek çok önemli. Evlerde tasarım odaklı ürünleri yaptırmak zor. Pilot bölgelerde atölyeler kurulmalı ve sonra Türkiye geneline yayılmalı. Dokumacılık hâlâ canlı. Halı sektörü hem kültürel hem de ticari bir değer,” şeklinde sözlerini tamamladı.




