Kıbrıs’ta güçlü okuma kültürü sınıfın dışına taşınmalı

Eğitimci ve şair Fatoş Avcısoyu Ruso, okuma kültürü için ailelerin ve öğretmenlerin sorumluluk alması, dijital dünyanın bilinçli kullanılması gerektiğini söyledi.

Eğitimci ve şair Fatoş Avcısoyu Ruso, okuma alışkanlığının küçük yaşlarda aile ve okul ortamında geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Dijital ekranlar ile kısa içeriklerin günlük yaşamda daha fazla yer tuttuğuna dikkat çeken Ruso, dijital dünyayı bütünüyle reddetmek yerine bilinçli ve ölçülü kullanmayı öğrenmenin önemini vurguladı.

Ruso, okuma kültürünün güçlü olduğu toplumlarda canlılara ve insanlara duyulan saygının arttığını, sözlü ve fiziksel şiddetin ise azaldığını ifade etti. Eğitimin yalnızca müfredat ve sınav başarısıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Ruso, öğrencileriyle kitap okuyan ve okuduklarını tartışan öğretmenlerin sayısının artırılmasını istedi.

“Okumak için yeterince zamanımız var”

Günümüzde insanların okumaya zaman bulamadığı düşüncesine yönlendirildiğini dile getiren Ruso, bunun önemli bir yanılgı olduğunu söyledi. Okumanın da diğer beceriler gibi emek ve düzenli çaba gerektirdiğini belirten Ruso, sosyal medyanın kişileri kısa ve hızlı tüketilen içeriklere yönelttiğini kaydetti.

Ruso, sorumluluğu sürekli başka unsurlara yüklemek yerine yaşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, “Okumak için de pek çok şey için de yeterince zamanınız var” dedi. Ona göre kişinin içinde bulunduğu doğal çevre, zamanla benimsediği davranışları ve yaşam biçimini belirliyor.

Dijital dünya bilinçli kullanılmalı

Sosyal medya, dijital ekranlar ve kısa içeriklerin dikkat süresi ile kitap okuma alışkanlığı üzerinde etkili olduğunu belirten Ruso, insanın zamanını neye ayırıyorsa zamanla ona dönüştüğünü söyledi. Dijital dünyayı hayatın tamamen dışına çıkarmanın gerçekçi olmadığını ifade eden Ruso, asıl görevin kişinin neyi, ne kadar ve hangi amaçla kullandığını bilmesi olduğunu vurguladı.

Okumanın kişilik gelişiminin önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Ruso, bunun tek başına yeterli olmadığını da ifade etti. İyi filmler, nitelikli sohbetler, doğa, farklı kültürler, sanat ve yaşam amacı gibi unsurların da kişiyi dönüştürdüğünü kaydetti. Kitap dünyasının farklı okur alışkanlıklarına uyum sağlamak için daha kısa ve görsel açıdan zengin yayınlara yöneldiğini, cep boy kitapların da bu arayışın bir sonucu olduğunu söyledi.

Aile ve eğitim sistemine önemli görev

Ruso, çocukların okuma sevgisini kazanmasında ailelerin ve eğitim sisteminin belirleyici rol oynadığını belirtti. Çocukların küçük yaşlarda edindiği okuma zevkini zayıflatan eğitim anlayışının değişmesi için bilime ve sanata inanan, cesur yöneticilere ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Dilin gelişebilmesi için sözcükler ve düşüncelerle sürekli beslenmesi gerektiğini ifade eden Ruso, okumanın dil gelişimi, eleştirel düşünme, akademik başarı ve günlük yaşam açısından önemli katkılar sunduğunu söyledi. Dil ile düşünce arasındaki bağın güçlenmesiyle kişinin farklı fikirlerle karşılaşacağını belirten Ruso, gelişimin çoğu zaman bu karşılaşmalar ve düşünsel çatışmalar sonucunda gerçekleştiğini kaydetti.

Okumanın insanı daha geniş bir dil ve düşünce evrenine taşıdığını ifade eden Ruso, doğru ve etkili kullanılan dilin hayatı değiştirebilecek bir güce sahip olduğunu söyledi. Bir ifadenin, insanların olaylara bakışını ve çevresindeki gerçekliği algılayışını dönüştürebileceğini belirtti.

Okuma kültürü aile içinde güçleniyor

Çocukların davranışlarını çoğu zaman çevrelerinde gördüklerini model alarak şekillendirdiğini belirten Ruso, ailelerin çocuklara yalnızca kitap okumalarını söylemesinin yeterli olmadığını vurguladı. Ebeveynlerin de okuma sürecine katılması, çocuklarıyla birlikte kitabevlerini ziyaret etmesi ve kitaplar hakkında sohbet etmesi gerektiğini söyledi.

Ruso, “Çocuklar kitap okumuyor” şeklindeki yakınmalar yerine birlikte okuma ve tartışma ortamlarının oluşturulmasını önerdi. Sosyalleşmenin yalnızca kafelerde gerçekleşmediğine dikkat çeken Ruso, kitabevlerinin, ormanların ve doğayla iç içe alanların da insanların bir araya gelebileceği önemli mekânlar olduğunu ifade etti.

Okuma kültürünün yüksek olduğu toplumlarda çevreye ve tüm canlılara yönelik duyarlılığın da geliştiğini belirten Ruso, çocukların çevresinde gördüğü davranışları normal kabul ettiğini söyledi. Bu nedenle ailelerin ve okulların saygı, sevgi, adalet ve çevre bilinci temelli bir yaşam anlayışını davranışlarıyla göstermesi gerektiğini kaydetti.

“Öğrencileriyle kitap okuyan öğretmenler çoğalmalı”

KKTC’de eğitim sisteminin bu sorumluluğu yeterince taşıyamadığını ifade eden Ruso, oluşan boşluğun kapatılmasında özellikle ailelere büyük görev düştüğünü söyledi. Okuyan, düşünen, tartışan ve saygıyı önemseyen ailelerde büyüyen çocukların dil ile düşünce arasındaki ilişkiyi daha kolay kavrayacağını belirtti.

Bir öğretmen ve şair olarak çocukların ve öğretmenlerin dönüştürücü gücüne inandığını dile getiren Ruso, öğrencileriyle birlikte kitap okuyan ve kitaplar üzerine tartışan öğretmenlerin sayısının artırılması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımın yaygınlaşması halinde okuma alışkanlığının nasıl kazandırılacağı sorusunun eğitim sisteminde daha az tartışılacağını ifade etti.

Yapay zekânın ve teknolojinin çocukların gelişimini destekleyecek araçlar olarak derslere ve günlük yaşama dahil edilmesi gerektiğini belirten Ruso, bunun yanında doğayla bağ kurmanın ve geleneksel yaşam deneyimlerini tanımanın da çocuklara öğretilmesi gerektiğini vurguladı. Ruso, eğitimde hedefin yalnızca müfredatı tamamlamak değil; bilim ve sanatla beslenen, insan haklarına ve tüm canlıların yaşam hakkına saygılı bireyler yetiştirmek olması gerektiğini kaydetti.

Eğitim sınıfların dışına taşınmalı

Dünya Kitapseverler Günü kapsamında mesaj veren Ruso, şiddetin arttığı bir toplumda daha yaşanabilir bir gelecek kurabilmek için daha fazla okunması gerektiğini söyledi. Eğitim anlayışının sınıflarla sınırlı kalmadığı, okumanın sınav baskısının önüne geçtiği ve yaratıcı okuma-yazma çalışmalarının artırıldığı bir model hayal ettiğini belirtti.

Ruso, öğrencilerin ülkenin sanatçıları ve bilim insanlarıyla atölyelerde buluştuğu, müze ve sergileri daha fazla ziyaret ettiği, ülkenin bitki ve hayvan varlığını tanıdığı bir yaşamın kurulmasını istediğini ifade etti. Hayal kurmanın özgürlüğün, bunu gerçekleştirmeye çalışmanın ise cesaretin göstergesi olduğunu belirten Ruso, düşünce sınırlarını genişletmenin en etkili yolunun okumaktan geçtiğini söyledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu