Venezuela’da Emperyalist Oyunlar: Darbe ve Petrol İlişkisi

Venezuela’daki askeri müdahale ve diplomatik değişim süreci, emperyalist ve Siyonist hedeflerle nasıl şekillendi? Detaylar haberimizde.

İslami Analiz / Haber Merkezi

Sosyal bilimci ve gazeteci Joseph Bouchard, Venezuela’da yaşanan askeri müdahale ve sonrasındaki diplomatik gelişmeleri ME Live yayınına katılarak değerlendirdi. Bouchard, Nicolas Maduro’nun kaçırılması ve yeni yönetimin İsrail ile ilişkileri yeniden tesis etme sürecinin, sadece yerel bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda doğal kaynakların kontrolü ve Siyonist hedeflerin gerçekleştirilmesi için kurgulanan çok yönlü bir operasyon olduğunu belirtti.

Venezuela ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler, 2009 yılında Hugo Chavez’in Gazze’ye yönelik saldırılara tepki olarak İsrail büyükelçisini sınır dışı etmesiyle sona ermişti. Ancak bu yıl Ocak ayında ABD güçlerinin Maduro’yu bir askeri operasyonla alıkoymasının ardından, Caracas’ta önemli bir yön değişikliği yaşandı. Bouchard, bu durumu “Birkaç hafta önce Mossad’ı doğrudan Miraflores Sarayı’na kabul etti” şeklinde ifade ederek dikkat çekti.

Bouchard, İsrail’in bu süreçte Venezuela’da meydana gelen depremleri kullanarak diplomatik avantaj sağladığını, resmi ilişkiler kurulmadan yürütülen arama-kurtarma çalışmalarının sosyal medyada bir propaganda aracı haline geldiğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın askeri müdahale sonrası “Venezuela’yı ABD yönetecek” açıklamasını ve Washington’un operasyonu “Venezuela halkını bir narko-diktatörlükten kurtarma” söylemiyle meşrulaştırma çabasını eleştiren Bouchard, bu durumun halk için büyük bir yıkım getirdiğini ifade etti. “Uyuşturucuyla mücadele” söyleminin, Venezuela’daki darbede olduğu gibi, Latin Amerika’daki egemenlik yanlısı hareketleri tasfiye etmek için bir kılıf olarak kullanıldığını söyledi.

Yeni yönetimin, Delcy Rodriguez liderliğinde, demokratik bir meşruiyete sahip olmadığını belirten Bouchard, Washington’un temel amacının ekonomik yağma olduğunu vurguladı. “Sıradan Venezuelalıların hayatı kesinlikle daha kötüye gitti. ABD’nin, Venezuela’nın devasa petrol rezervlerini alıp Trump ve yetkililerin kontrolündeki banka hesaplarına aktardığını görüyoruz. Hatta yakın zamanda ABD Enerji Bakanı’nın burayı ziyaret edip yanında tonlarca altın götürdüğünü gördük” dedi.

Bouchard, Venezuela’nın petrol varlıklarının Amerikan şirketlerine açıldığı süreçte, AIPAC’in önde gelen bağışçılarından Paul Singer’a ait Elliott Management’ın önemli bir finansal aktör olduğunu kaydetti. Bu durum, petrol yağmasının Siyonist diplomatik açılımla iç içe geçtiğini gösteriyor.

Yeni yönetimin İran ve Filistin ile olan ilişkilerini tamamen koparmadığına dikkat çeken Bouchard, geçmişteki iş birliklerinin yerini Siyonist rejimle askeri-istihbari ortaklıkların alabileceğini belirtti. “Bu ABD destekli kukla rejim altında Venezuela’nın İran ve Filistin ile arasına mesafe koyması ve İsrail ile çok daha yakın çalışması bekleniyor” dedi.

Bouchard, bu planın yalnızca Venezuela ile sınırlı olmadığını, Washington ve Tel Aviv’in kıtada kurulan sağcı yönetimler aracılığıyla Latin Amerika’yı Direniş Ekseni unsurlarından arındırılmış bir “tampon bölgeye” dönüştürmek istediğini vurguladı. “İsrail, silahlarını ve teknolojisini satın alacak, kendisine istihbarat sağlayacak ve İran unsurlarının peşine düşecek hükümetler istiyor” diye ekledi.

Ocak ayındaki darbe girişiminin ardından Delcy Rodriguez’in operasyonun arkasında “İsrail parmağı” olduğunu ifade ettiğini hatırlatan Bouchard, bugün aynı yönetimin Mossad’ı sarayda ağırlayarak, serbest ticaret anlaşmalarını canlandırarak ve Tel Aviv ile kapsamlı anlaşmalara imza atarak bu iddiaların doğruluğunu kanıtladığını belirtti.

Bouchard, Kolombiya’daki seçim sürecinde İsrailli siber şirketlerin aktif rol oynadığına dair somut veriler bulunduğunu, kamuoyunun algı operasyonlarıyla yönlendirildiğini ifade etti. “Kolombiya’nın görevden ayrılan solcu başkanı Gustavo Petro, İsrailli bir siber istihbarat şirketinin yarım milyon dezenformasyon botu konuşlandırarak seçimleri İsrail yanlısı adayın lehine manipüle ettiğini öne sürdü” dedi.

Halkların öfkesi ve ittifakların geleceği hakkında değerlendirmelerde bulunan Bouchard, iş birlikçi yönetimlerin Tel Aviv ile kurduğu askeri-siyasi paktın kıta halklarının iradesiyle çeliştiğini vurguladı. “Brezilya ve Meksika başta olmak üzere bu ülkelerin çoğunda halkın ezici çoğunluğu Gazze’de yaşananları bir soykırım olarak kabul ediyor ve İsrail’i desteklemiyor” dedi. Bu yapay yönelimin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını belirten Bouchard, “İsrail, devleti kullanarak bu dinamiği zorla değiştirmek istiyor. Ancak uzun vadede göreceğimiz şey sert bir geri tepiş olacaktır” şeklinde konuştu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu