Rothschild Ailesinin Siyonizm ve İsrail Üzerindeki Etkisi
Rothschild ailesinin Siyonizm ve İsrail üzerindeki etkileri, Dr. Moataz Amin’in açıklamalarıyla ele alındı.
Rothschild Ailesinin İsrail Devletini Kurmadaki Rolü adlı eserin yazarı, Uluslararası İlişkiler Araştırmacısı ve Siyaset Bilimi Profesörü Dr. Moataz Amin, katıldığı bir programda Rothschild ailesinin tarih boyunca Siyonizm ve İsrail üzerindeki etkilerini derinlemesine ele aldı. Dr. Amin, ailenin etkisinin iki yüzyılı aşkın bir geçmişe dayandığını ve bu süre zarfında azınlık psikolojisinin belirleyici bir rol oynadığını ifade etti. Azınlıkların tarih boyunca birbirlerine destek olma eğiliminde olduklarını belirten Amin, bu durumun Rothschild ailesinin bir arada kalmasını sağladığını vurguladı.
Dr. Amin, Rothschild ailesinin köklerinin 16. yüzyılda Frankfurt gettosuna dayandığını ve ailenin ilk adının Baur olduğunu, Rothschild isminin ise daha sonradan benimsendiğini aktardı. Ailenin yükselişinin Napolyon savaşları sırasında gerçekleştiğini belirten Amin, baba Rothschild’in çocuklarını farklı Avrupa ülkelerine göndererek sermayelerini korumaya çalıştığını dile getirdi. Bu stratejinin, Napolyon’un yenilgisinde önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Amin, Rothschild ailesinin hiçbir zaman karşılıksız iş yapmadığını ve her zaman hükümet garantisi aradığını belirterek, onların finansal sistemlerinin nasıl işlediğini açıkladı. Aynı zamanda, Mısır’ın işgaline giden sürecin Süveyş Kanalı üzerinden başladığını ve bu durumun Siyonist çıkarlar için bir fırsat sunduğunu vurguladı. Kavalalı İsmail Paşa döneminde yaşanan borç krizinin, Rothschild ailesinin Mısır üzerindeki etkisini artırdığını belirtti.
Dr. Amin, Süveyş Kanalı hisselerinin satın alınmasında Benjamin Disraeli’nin rolünü ve bu süreçte Rothschild ailesinin nasıl etkili olduğunu detaylandırdı. Fransa’nın mali krizi nedeniyle devreden çıkmasıyla, finansal gücün Rothschild ailesinin İngiltere şubesine geçtiğini ifade etti. Mısır’ın işgalinin, Filistin’i işgal etmenin ön koşulu olduğunu belirten Amin, bu durumu jeopolitik bir gereklilik olarak değerlendirdi.
Brezilya örneği üzerinden Rothschild ailesinin çifte standartlı tutumunu eleştiren Dr. Amin, borçlu ülkelere yönelik yaklaşımın emperyalist hedeflerle şekillendiğini ifade etti. Mısır’ın işgaline gerekçe olarak gösterilen borçların tahsilinin, aslında başka bir amaca hizmet ettiğini vurguladı.
Siyonist yerleşimlerin Balfour Deklarasyonu’ndan çok önce başladığını belirten Amin, 1831’de Rothschild’in Kudüs’ü satın alacağına dair haberlerin yayıldığını ve ilk yerleşimlerin 1839 yılında başladığını aktardı. Ayrıca, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid’in bu durumu fark ettiğinde uygulamaya koyduğu ‘Kırmızı Pasaport’ uygulamasının önemine de değindi.
Dr. Amin, Rothschild ailesinin günümüzde de İsrail rejimini desteklemeye devam ettiğini ve bu sürecin nasıl işlediğini açıkladı. Ayrıca, Siyonist organizasyonların çökertilmesinin zorluğunun yapısal nedenlere dayandığını belirtti. Rothschild ailesinin finansal ağının, kriz zamanlarında bile hayatta kalmasını sağlayan bir yapı oluşturduğunu ifade etti.
Son olarak, bu yapının yalnızca bir komplo teorisi olarak değil, askeri ve siyasi bir strateji olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Amin, bölge halklarının bu süreçten çıkarılması gereken dersleri özetledi. Barış içinde yaşamak için gerekli araçlara sahip olmanın önemine dikkat çekti.




