İlahî ve Beşerî Kanunlar Arasındaki Temel Farklar

İlahî ve beşerî kanunlar arasındaki farklar, niyet ve eylem ilişkisi üzerine derin bir bakış.

İlahî kanunlar ile beşerî kanunlar arasında belirgin bir ayrım bulunmaktadır. İlahî kanunlar, iki boyutlu bir yapıya sahipken, beşerî kanunlar genellikle tek boyutludur. Beşerî kanunlar, çoğunlukla eylemlerin sebepleri ve niyetleriyle ilgilenmez. Örneğin, bir kişi vergi ödediğinde, bu eylemin arkasındaki sebep veya niyet önemli değildir; vergi ödenmesi yeterlidir. Aynı durum askerlik hizmeti için de geçerlidir; askerin hangi niyetle görevini yerine getirdiği dikkate alınmaz.

Ancak ilahî kanunlarda durum farklıdır. İlahî kurallar, vergi vermek veya cihada katılmak gibi yükümlülüklerin yerine getirilmesinde, kişinin niyetinin ‘kurbet kastı’ ile hareket etmesini önemser. Yani, halis bir niyetle yapılan eylemler değerlidir.

İslam, ruh taşıyan ve anlamlı eylemleri teşvik eder. Örneğin, bir Müslüman zekât verirken sadece gösteriş yapmak amacıyla hareket ediyorsa, bu eylem Allah katında kabul görmez. Cihada katılan bir kişi, yalnızca kendini göstermek veya şöhret kazanmak için gidiyorsa, bu da kabul edilemez. İlahî kanun, ‘zorla askerlik yapan kişi, aradığım asker değildir; ben, Allah’a canını ve malını vererek cennet karşılığında koşan kişiyi ararım’ der.

Kur’an-ı Kerim’de, “Hiç şüphesiz Allah, müminlerden cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da verdiği gerçek bir vaattir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Bu alışverişten dolayı sevinin, işte büyük kurtuluş budur” şeklinde bir ifade yer almaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ise, hem Şii hem de Sünni kaynaklarda yer alan hadislerinde, “Şüphesiz ameller niyetlere göredir” ve “Herkese niyet ettiğine, kastına göredir” buyurmuştur. Niyetsiz bir eylemin geçerliliği yoktur. Ayrıca, “Şüphesiz ameller niyete bağlıdır. İnsana niyet ettiği şey vardır” şeklinde bir hadis de bulunmaktadır. İmam Sâdık (a.s.) ise, “İşleriniz Allah için olsun; insanlar için değil. Çünkü Allah için yapılanlar Allah katına yükselir, insanlar için yapılanlar yükselmez” demiştir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu