İsrail’in Suriye politikası: Golan’dan Süveyda’ya

İsrail’in Suriye politikası, Golan’dan Süveyda’ya uzanan askeri hamleler ve bölgesel ayrışma hedefleri üzerinden SETA raporunda incelendi.

İsrail’in Suriye politikası, ülkede yönetim değişikliğinin ardından artan askeri müdahaleler ve güney bölgelerinde şekillenen yeni denklem üzerinden yeniden tartışılıyor. Filistin ve Lübnan’daki saldırıların yanı sıra İran çevresindeki gerilimde de etkili olan Tel Aviv yönetimi, Suriye’ye yönelik operasyonlarını uluslararası tepkilere rağmen sürdürüyor.

İsrail’in Suriye’ye yönelik son hamleleri, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Birleşmiş Milletler kürsüsünde yaptığı açıklamalarda da gündeme geldi. Kutluhan Görücü tarafından hazırlanan ve SETA tarafından yayımlanan “Golan’dan Süveyda’ya: İsrail’in Devrim Sonrası Suriye Politikası” başlıklı 58 sayfalık rapor, Tel Aviv’in yeni Şam yönetimine yaklaşımını ve sahadaki gelişmeleri inceliyor.

Askeri baskı ve Golan hattındaki genişleme

Rapora göre İsrail, Suriye’deki eski yönetimin zayıf ve öngörülebilir yapısının sona ermesinin ardından yeni yönetimi daha ciddi bir tehdit olarak değerlendirmeye başladı. Tel Aviv’in bu süreçte hava saldırıları düzenlediği, kara ihlallerinde bulunduğu ve Golan Tepeleri çevresindeki askeri varlığını genişlettiği belirtiliyor.

İsrail’in Golan’daki tampon bölgeyi aşarak Hermon Dağı dahil stratejik noktaları kontrol altına alması, Suriye’nin güneyinde güvenlik ve egemenlik tartışmalarını derinleştirdi. Raporda, askeri altyapının hedef alınması ve bölgenin insansızlaştırılmasına yönelik girişimlerin Şam yönetimi üzerinde baskı kurma amacı taşıdığı değerlendirmesine yer veriliyor.

Süveyda çevresindeki gelişmeler

Çalışmada, İsrail’in askeri hamlelerini güney Suriye’deki toplumsal ve siyasi fay hatlarıyla desteklemeye çalıştığı öne sürülüyor. Süveyda merkezli bazı Dürzi gruplarla kurulan ilişkilerin, bölgenin Şam yönetiminden uzaklaştırılması ve “Cebel Başan” adı altında farklı bir siyasi yapı oluşturulması hedefiyle bağlantılı olduğu aktarılıyor.

Rapora göre Tel Aviv yönetimi, açıklamalarında güvenlik, terörle mücadele ve Dürzilerin korunması söylemlerini öne çıkarıyor. Ancak bu söylemlerin, Suriye topraklarındaki askeri varlığını ve egemenlik ihlallerini meşrulaştırma amacı taşıdığı savunuluyor. Çalışmada ayrıca güneydeki gerilimlerin Müslüman Bedevi Arap topluluklarının zorunlu göçü ve saldırılarla karşı karşıya kalmasına yol açtığı iddiaları ele alınıyor.

Diplomasi ve Şam yönetiminin yaklaşımı

ABD’nin arabuluculuğunda Paris, Londra ve Bakü’de yürütülen diplomatik temasların da raporda değerlendirildiği belirtiliyor. Bu görüşmelerin, İsrail açısından kalıcı bir uzlaşmadan çok sahadaki fiili durumun kabul ettirilmesi ve askeri kazanımların diplomatik zeminde korunması amacıyla kullanıldığı ileri sürülüyor.

Şam yönetiminin ise doğrudan askeri çatışmanın ağır sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesiyle savunma kapasitesini güçlendirmeye, Türkiye ile iş birliğini geliştirmeye ve bölgesel aktörlerle diplomatik denge kurmaya çalıştığı ifade ediliyor. Raporda, İsrail’in Suriye politikası kapsamında askeri baskı, siyasi müdahale ve toplumsal ayrışma unsurlarını birlikte kullandığı sonucuna varılıyor.

Raporun tam metnine buradan ulaşılabilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu