Rableri hakkında münakaşa eden iki hasım ve akıbetleri

Rableri hakkında münakaşa eden iki hasım ifadesi, iman ve inkâr arasındaki ayrımı, tarafların mücadele alanlarını ve ahiretteki akıbetlerini anlatıyor.

Kur’an’da karşı karşıya getirilen iki insan tipi, Allah’a secde ederek O’nun bildirdiklerine teslim olan mümin ile Allah’ın emirlerini reddeden inkârcıdır. Mümin, hayatını Rabb’inin rızasına göre şekillendirirken; kâfir, Allah’a karşı üstünlük ve bilgi iddiasında bulunur, ilahi hükümleri yaşamının dışında tutar. Böylece rableri hakkında münakaşa eden iki hasım ortaya çıkar.

Secde edenlerle etmeyenler, iman cephesiyle inkâr cephesi arasındaki mücadele, kıyamete kadar sürecek bir ayrışma olarak sunulur. Ayetlerin ortaya koyduğu bu tablo, insanı kendi tercihini ve hangi tarafta durduğunu düşünmeye çağırır.

Allah’ı gerektiği gibi tanımayan, O’na teslimiyeti reddeden, ilahi düzeni kabul etmeyen ve Allah’a, peygamberine ya da müminlere karşı mücadele yürütenler için ağır bir azap hazırlanmıştır. Kur’an, bu kimseler hakkında ateşten elbiseler biçileceğini bildirerek cehennem azabının kuşatıcılığına dikkat çeker.

Fahruddin er-Râzî, ayette geçen “iki hasım” ifadesini dil ve anlam bakımından ayrıntılı biçimde ele alır. Ayette önce ikil bir ifade kullanılırken, devamında çoğul fiile yer verilmesi, söz konusu tarafların tek tek kişilerden ziyade geniş topluluklar olduğunu gösterir. Buna göre iki ana grup, müminler ve kâfirlerdir. Her iki grubun çok sayıda mensubu bulunduğu için sonraki fiil çoğul biçimde kullanılmıştır.

Râzî’ye göre tarafların “rableri hakkında” çekişmesi, yalnızca tek bir konuya indirgenemez. Müminler Allah’ın birliğini, adaletini ve sıfatlarını savunurken, inkârcılar O’na ortak koşmuş veya Allah’a layık olmayan nitelikler isnat etmiştir. Aynı karşıtlık din ve peygamberlik konusunda da görülür; müminler hak dinin doğruluğunu açıklarken, kâfirler kendi inançlarını savunarak ilahi çağrıya karşı çıkmıştır.

Bu anlaşmazlığın bir diğer boyutu ise ölümden sonra diriliş ve hesap günüdür. Müminler yeniden dirilmeye ve hesap vermeye inanırken, inkârcılar bu gerçeği reddetmiş ve itirazlarını sürdürmüştür. Böylece ayet, inanç esasları etrafında şekillenen temel ayrışma noktalarını bir arada gösterir.

Râzî, inkârcılar için söz edilen “ateşten elbiseler” ifadesini de hem gerçek hem de temsilî yönleriyle değerlendirir. Elbisenin bedeni bütünüyle sarması gibi cehennem ateşinin de onları her yönden kuşatacağını belirtir. “Biçilmiştir” ifadesi ise bu azabın onlar için hazırlanmış, ayrılmaz ve kaçınılmaz bir karşılık olduğunu vurgular.

Bu çerçevede ayet, insanlığın iman ve inkâr ekseninde iki ana kutba ayrılışını; tarafların dünya hayatındaki tutumlarını ve ahirette karşılaşacakları sonuçları birlikte ele alır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu