Üniversitelerde Sertifika Enflasyonu Tartışması Büyüyor

Üniversitelerin akademik ilanlarında artan sertifika şartları, liyakat, deneyim ve fırsat eşitliği açısından sertifika enflasyonu tartışmasını büyütüyor.

Üniversitelerin akademik personel ilanlarında adayların karşısına her geçen gün daha özel koşullar çıkıyor. Bazı ilanlarda belirli bir çalışma alanında deneyim aranırken, bazı kadrolarda çeşitli eğitim ve sertifikalar başvuru şartı olarak sıralanıyor. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi tarafından 21 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ilan da bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

İlanda, Rektörlüğe bağlı Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde görevlendirilmek üzere ders vermeyecek bir öğretim görevlisi kadrosu duyuruldu. Başvuru için sosyal bilimler alanında lisans ve yüksek lisans yapmış olmanın yanı sıra proje yönetimi, insan kaynakları planlaması ve insan kaynakları yönetimi sertifikalarına sahip olma şartı getirildi.

Üç ayrı sertifikanın aynı kadro için zorunlu tutulması, üniversitelerde giderek yaygınlaştığı ileri sürülen “sertifika enflasyonu” sorununu bir kez daha tartışmaya açtı.

Sertifikaların standardı nasıl belirlenecek?

İlanda yer alan sertifikaların hangi kurumlar tarafından verilmesi gerektiği, eğitimlerin asgari süresi, uzaktan eğitimle alınıp alınamayacağı ve bir ölçme-değerlendirme sürecinin bulunup bulunmayacağı açıklanmıyor. Üniversitelerin sürekli eğitim merkezlerinden alınan her belgenin kabul edilip edilmeyeceği ya da özel eğitim kuruluşlarının verdiği sertifikaların hangi koşullarda geçerli sayılacağı da belirsizliğini koruyor.

Asıl önemli soru ise bu belgelerin, Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezindeki görev için gerekli yetkinliği hangi objektif ölçütlerle gösterdiği. Bir belge akademik personel alımında adayın başvuru hakkını belirleyen bir koşula dönüştürülüyorsa, belgenin niteliği ve standardı da açık, ölçülebilir ve denetlenebilir olmalı.

Sertifika mı, mesleki deneyim mi?

Kariyer geliştirme merkezleri öğrenciler ve mezunlarla doğrudan çalışan birimler arasında yer alıyor. Bu merkezlerde kariyer planlaması, iş arama yöntemleri, özgeçmiş hazırlama, mülakat teknikleri, staj, istihdam ve iş dünyasıyla ilişkiler konusunda destek veriliyor. Bu nedenle kadro için kariyer danışmanlığı, insan kaynakları, işe alım, kariyer planlama, proje yönetimi veya üniversite-sanayi iş birliği alanlarındaki gerçek ve belgelenebilir deneyim de önemli bir ölçüt olabilir.

Ancak kaynağı, içeriği ve süresi net biçimde ortaya konulmayan sertifikaların deneyimin önüne geçirilmesi, personel seçiminde ne kadar sağlıklı bir yaklaşım olduğu sorusunu doğuruyor. Nitelikli eğitim programları elbette mesleki gelişime katkı sağlayabilir. Sorun, sertifikanın varlığı değil; kısa süreli bir belgenin yıllara yayılan uygulama deneyiminin yerine konulmasıdır.

Örneğin insan kaynakları veya kariyer yönetimi alanında uzun süre çalışmış, çok sayıda işe alım sürecinde görev almış ya da öğrencilere kariyer danışmanlığı vermiş bir aday, ilanda belirtilen sertifikalardan birine sahip olmadığı için başvuramıyor. Buna karşılık, aynı belgeleri kısa eğitimlerle edinmiş ancak ilgili alanda uygulama deneyimi bulunmayan bir aday başvuru şartını karşılayabiliyor. Tartışmanın merkezindeki çelişki de burada ortaya çıkıyor.

Akademik ilanlar belge yarışına dönüşmemeli

Farklı üniversitelerin ilanlarında çeşitli sertifika koşullarının yer alması, uygulamanın yaygınlaşması halinde akademik personel alımlarında yeni bir sorun yaratabilir. Proje yönetimiyle başlayan şartlara insan kaynakları, eğiticilerin eğitimi, iletişim, liderlik veya dijital yetkinlik gibi başka belgeler de eklenebilir.

Üniversitelerin her ilan için farklı sertifikalar istemesi durumunda adayların bilimsel ve mesleki yeterliliklerinden çok sahip oldukları belgelerin sayısı öne çıkabilir. Ortak standartları bulunmayan sertifikaların kamuya personel alımında eleme kriterine dönüştürülmesi ise fırsat eşitliği bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

YÖK için standart çağrısı

Yükseköğretim Kurulunun, öğretim elemanı ilanlarında hangi sertifikaların özel şart olarak aranabileceği konusunda daha açık ve objektif bir çerçeve oluşturması gerekiyor. Bir sertifika kadronun görevleri açısından gerçekten zorunluysa eğitimin asgari süresi, içeriği, belgeyi düzenleyebilecek kurumlar ve varsa ölçme-değerlendirme koşulları belirlenmeli.

Bu unsurlar ortaya konulamıyorsa ilgili sertifikanın akademik kadroya başvurunun ön şartı haline getirilmemesi, daha şeffaf ve eşitlikçi bir yaklaşım olacaktır.

İlan yeniden değerlendirilmeli

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinin Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi için alanında nitelikli bir aday araması anlaşılabilir bir ihtiyaçtır. Ancak bu ihtiyacı karşılamanın yolu, standardı belirsiz belgeleri art arda sıralamak yerine kariyer yönetimi, insan kaynakları ve proje yönetimi gibi alanlarda gerçek, ilgili ve belgelenebilir deneyimi değerlendirmekten geçiyor.

Bu nedenle üniversitenin başvuru süresi içinde söz konusu özel şartları yeniden ele alması yerinde olacaktır. Kamu personel alımlarında belirleyici soru, adayın kaç sertifikaya sahip olduğu değil, görevin gerektirdiği bilgi, deneyim ve yetkinliği taşıyıp taşımadığı olmalıdır. Sertifikalar mesleki gelişimi destekleyebilir; ancak liyakat ölçütünün yerini almamalıdır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu